Bu milletin tek sahibi var: Kendisi!
Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. Biz de bunu görmekle bahtiyar olacağız. -Mustafa Kemal Atatürk
Rum okulu, kilise, Ruhban okulu açılması üzerine - Ümit Yalım
Yunanistan Türk okullarını kapatırken Türkiye'nin Rum
Okulu açması,
Rumlar camileri kapatırken Türkiye'nin Kiliseleri açması,
üstüne de Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması
tartışmaları karşısında, Araştırmacı Ümit
Yalım diyor ki FENER RUM PATRİKHANESİ AYNOROZ'A
TAŞINMALIDIR!
İşte yazısı:
Patrik Bartholomeos, geçtiğimiz günlerde bir gazete muhabiri
ile yaptığı söyleşide, Ruhban Okulunu kastederek "Okulumuz
nerede" diye sitemde bulunmuş. Gazete, haberi iki gün arka
arkaya manşetten verdi.
Öncelikle, Patrikhane'nin Birinci Dünya Harbi
sırasında, Osmanlı İmparatorluğu'nun düşmanları
ile işbirliği yaptığını,
İstiklal Savaşı sırasında da Patrik Melitios'un
İstanbul'a kan kusturduğunu hatırlatalım ve
gerçeklerin ortaya çıkması için, Patrik'e konu ile
ilgili sorular soralım.
Soru 1:
Patrik, Ruhban Okulu'nun 1844-1971 yılları arasında
faaliyet gösterdiğini ve 1971'de anormal bir siyasi durum
varken Ankara'da kapatıldığını iddia ediyor . Peki Ruhban
Okulu'nu kim kapattı ?
Patrikhane'nin destek ve yönetimindeki Ruhban Okulu 1844
yılında açılmış,
1950 yılına kadar orta dereceli okul hüviyetinde hizmet
vermiştir.
1950 yılından itibaren okulun lise kısmına bir yıl ilave
ile "Yüksek Teoloji Bölümü" kurulmuştur.
Anayasa Mahkemesi, 1971 yılında Türkiye'deki tüm
özel okulların kapatılması kararını vermiştir.
Anayasa Mahkemesinin kararı üzerine hemen 1472 sayılı
intibak yasası çıkarılmıştır.
Bu yasaya göre gerekli koşulları yerine getiren Özel
Yüksek Okullar kısa zamanda üniversite bünyesi içinde yer
almışlardır.
Bakanlık, Teoloji Bölümü için yapılacak işlem
içinde, o tarihte kuruluşunda İlahiyat Fakültesi bulunan tek
üniversite konumundaki Ankara Üniversitesi'nden karar
istemiştir.
Üniversite Senatosu, Teoloji Bölümü'nün liseye
dayalı dört yıllık bir yüksekokul olduğunu teyit
etmiş ve Lozan Barış Andlaşması Md. 40'ın "eşit
haklardan yararlanma" hükmüne dayanarak bu okulun da
üniversiteye bağlanmasına karar vermiştir.
Ancak Teoloji bölümü üniversiteye bağlanma kararına
karşı çıkarak bu kararı benimsememiş ve okulu
kapatmıştır.
Görüldüğü gibi Ruhban Okulu'nu kapatan Anayasa Mahkemesi
veya Bakanlık değil, Üniversite Senatosu kararını
benimsemeyen Patrikhane'dir.
Ortodoksluğun kalesi olan Yunanistan'da dahi tüm dini
okulların Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı'na bağlı
bulunmasına ve kiliseye bağlı dini okul bulunmamasına
rağmen Patrikhane okulun, Heybeliada Ruhban Okulu'nda ve devlet
denetiminde olmaksızın açılması için özel bir çaba
sarf etmektedir.
Ruhban Okulu bizzat Patrikhane tarafından kapatılmasına
rağmen Patrik hangi gerekçe ile sitem ediyor ?
Patrik, "din özgürlüğümüz nerede, eğitim
özgürlüğümüz nerede" diye soru soruyor.
Halbuki, İstanbul'da yaşayan yaklaşık 3 bin Rum
vatandaşımız kiliselerde ibadetlerini rahatlıkla yapmakta, Rum
okullarında eğitimlerini sürdürmektedir.
Soru 2:
Batı Trakya, Rodos ve İstanköy Adası'nda yaşayan
Türk soydaşlarımızın din özgürlüğü nerede,
eğitim özgürlüğü nerede ? Bu bölgelerde İslam Dinine
yapılan saygısızlığı, Patrik neden görmezden geliyor ?
Kuzey Yunanistan ( Güney Makedonya, Selanik, Kavala, Batı Trakya
), Girit ve onikiada bölgesi ruhani bakımdan Patrikhane'ye
bağlı olup Patrik Bartholomeos'un dini otorite alanı
içindedir. Bu bölgelerde görev yapan Metropolitler Patrik
Bartholomeos'a bağlıdır.
Patrik Bartholomeos'un dini otorite alanında olan
Kavala'daki Pargalı İbrahim Paşa isimli Türk Camisi, Aya
Nikola Kilisesi olmuş.
Batı Trakya'da yaşayan 150 bin Türk ve Müslüman
soydaşımıza dini hakları ve eğitim hakkı verilmiyor.
Seçilmiş Müftü yerine Yunan Hükümeti'nin
atadığı Müftü görev yapıyor. Okullardan "Türk"
ismi kaldırılmış. Batı Trakya'da İmam Hatip Okulu da
yok, İlahiyat Fakültesi de yok.
Yaklaşık 4 bin Türk soydaşımızın yaşadığı
Rodos'ta Türk okulu yok.
Mevcut 27 camiden sadece biri, İbrahim Paşa Camisi ibadete
açık,
o da bayram ve Cuma namazları ile sınırlı. Cami
Müezzini'nin minareden ezan okumasına müsaade edilmemekte,
müezzin ezanı ancak cami avlusundan okuyabilmektedir.
Ayrıca Rodos limanının hemen yakınında surlar içinde
bulunan Türk camisi, Yunanlılar tarafından AB fonları
kullanılarak AVM ve meyhaneye dönüştürülmüş.
İstanköy'deki Türk Defterdar Camisi Alışveriş
Merkezi yapılmış ve soydaşlarımızın ibadetine
kapatılmış.
Yaklaşık 2 bin Türk soydaşımızın yaşadığı
İstanköy'de soydaşlarımızın ibadet
edebilecekleri tek bir cami yok, din özgürlükleri yok, Türk
okulu hiç yok.
Buna karşılık adadaki Rum kiliseleri ticari maksatla
kullanılmıyor ve Yunanlıların ibadetine açık.
Gökçeada'da Rum Okulu'nun açılmasına izin
verilirken,
Rodos ve İstanköy Adası'nda bulunan 7 Türk okulu neden
kapatıldı ?
Soru 3:
Patrik, Sen Sinod Meclisi'ne neden altı yabancı metropolit
atadı,
Lozan Barış Andlaşması'nın 40 ncı maddesindeki
"eşit haklar" ve 45 nci maddesindeki "mütekabiliyet
(karşılıklılık) " ilkesini neden ihlal etti ?
Patrik Bartholomeos, Patrikhane Meclisi olan Sen Sinod'a, Türk
vatandaşı olma zorunluluğuna rağmen, Cumhuriyet tarihinde ilk
kez altı yabancı metropolitin atanmasını
sağlamıştır.
Bunlar ABD, İngiltere ve Girit Başpiskoposları ile Rodos,
Finlandiya ve Yeni Zelenda Metropolitleridir. Bunlardan ikisi Yunanistan
vatandaşıdır.
Patrikhane bu altı papazdan ikisini İznik ve Bursa Metropoliti
olarak atamıştır. Oysa Lozan Andlaşması ile İstanbul
dışında tüm Rumlar mübadeleye tabi tutulmuşlar ve tüm
dini örgütleri lağvedilmişti.
Bu ödün ile Lozan Andlaşmasına aykırı olarak, hem de
uluslararası planda,
Patrikhane'nin Türkiye içinde Metropolitlerinin olduğu
kabul edilmiştir.
Böylece Lozan'a aykırı bir şekilde Rum göçmen
ailelerinin geri getirilmesinin yolu açılmıştır.
Bursa'da "olmayan Rum cemaati" için atanan Metropolit
Elpidophoros Lambriniadis'in, Bizans dönemi Bursa haritası ile
Yunanca ve İngilizce broşür bastırması,
Megalo-İdea'nın ayak sesleridir.
Patrikhaneye 6 yabancı Metropolit atanırken, Rodos Adası'nda
1972 yılından beri, tam 41 yıldır Müftü yok. Lozan
Andlaşması'nın 40 ncı maddesindeki "eşit
haklar" ve 45 nci maddesindeki "mütekabiliyet" ilkesi
neden uygulanmıyor ?
Soru 4:
Patrik ve Patrikhane'nin, Türk adalarının Yunanistan
tarafından işgal edilmesi
faaliyetlerinin içinde yer alması ne anlama geliyor, Patrikhane
neden siyasi faaliyetler ile uğraşıyor ?
Patrikhane'nin internet sitesine girince ilginç bir durumla
karşılaşıyoruz.
Site İngilizce ve Yunanca, Türkçe yok!..
Ayrıca Bartholomeos internet sitesinde ekümenik olduğunu
çoktan ilan etmiş.
Ancak ilginç bir ayrıntı daha var.
Sitede, Batnoz Adası ( Patmos ) Patrikliği'nin; Eşek
Adası ( Agathonision ) ve Nergizçik Adası ( Arkioi ) ile
birlikte etrafındaki küçük adaların da doğrudan Ekümenik
Patrikliğin yetkisi / yönetimi altında olduğu
belirtilmiş.
Ayrıca,
Patrikhane'nin dini otorite alanı içinde olan Eşek ve
Nergizçik Adalarındaki kiliselerin telefon numaraları da
verilmiş. Bu bilgiler, Patrikhane'nin işgalin içinde
olduğunu açıkça göstermektedir.
Yunanistan'ın Türk adalarını işgal etmesi
Megalo-İdea'nın bir uygulaması olup siyasi bir olaydır.
Patrikhane'nin siyasi bir olayın içinde olması
Lozan'da varılan mutabakata aykırıdır.
Rıza Nur Bey'in Lozan Konferansı'nda, Patrikliğin her
zaman siyasal çabalar göstereceği tezi doğrulanmıştır.
Tarih bir kez daha tekerrür etmiş ve Patrikhane'nin gerçek
yüzü ortaya çıkmıştır.
Patrikhane, Lozan Mutabakatına göre, İstanbul'da ikamet
etme hakkını hukuken kaybetmiştir.
Patrikhane, en kısa zamanda ait olduğu yere, Aynoroz'a
taşınmalıdır.
Bu bağlamda Ruhban Okulu'nun da yeniden açılması
mümkün değildir.
Ümit YALIM
.
BUGÜNÜN İHANETİ 100 YIL ÖNCE İNGİLİZ PLANLARINDA YAZILMIŞTI !
“İNGİLİZ GİZLİ BELGELERİNDE TÜRKİYE” - Erol ULUBELEN
Günümüzü anlamak isteyenler için ”Sonuna kadar okunacak bir yazı”
Günümüzü anlamak isteyenler için ”Sonuna kadar okunacak bir yazı”
ÖNSÖZÜNDEN;
Aşağıda okuyacağınız belgeler 46 cilt tutan İngiliz Gizli Belgelerinden
alınmıştır…Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak için başta İngiltere
olmak üzere Avrupanın emperyalist devletlerinin çevirdiği bütün oyunları
en açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu belgelerin bize öğreteceği pek
çok şey vardır. İlki Emperyalizmin gerçek karakteri. İkincisi devletler
arası ilişkileri mutlaka şahıslar arası dostluklardan ayırmak
gerektiğidir Akıllı yöneticiler için sadece ulusal çıkarlar vardır…Ve
nihayet bu belgeler bize* halklarına ihanet eden devlet adamları ile
gerçek vatanperverler arasındaki farkı açıkça göstermektedir. Bugün
canlılığı ile yaşatılan bir Ermeni sorunu vardır. Geçmişte* Ermenilerin
nasıl tahrik ve teşvik edildikleri bu belgelerde en açık şekilde
görülmektedir. Ermeni cinayetleri başlamadan önceki dönemde yaşlı
Ermenilerce gençlere aşılanan Türk düşmanlığı, bu topluluğun
bulundukları ülkelerde eriyip yok olmalarını önleyen bir öğe gibi
düşünülebilir. Yaşlı Ermeniler, yaşadıkları olayları, kimlere alet
olduklarını ve kimler tarafından en insafsızca harcandıklarını
düşünmeden şartlandırdıkları çocukları ve torunlarının vahşetleri ile ne
ölçüde öğünseler azdır! Türk Yurdu bir baştan bir başa işgâl altında
iken; ne Hınçak, ne Taşnak Cemiyeti, ne Bogos Nubar Paşa komutasında
Ermeni Orduları, ne Rus, İngiliz, Fransız yapısı silahları, ne de Maraşta
giydikleri Fransız üniformaları hayâllerinde var olan Ermeni Devletini
gerçekleştirmeye yetmemişti, günümüzde işledikleri cinayetlerle,
vahşetle nereye gelebilirler? Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti
hiçbir dönemde ırkçı olmamıştır.
EROL ULUBELEN
BELGELER :
* (s. 34) (1096-1907) ( Albay C. Surtees tarafından rapor)
…Türk askeri birçok kez malzemesiz, yiyeceksiz, ayakkabısız, barınaksız yaşamış, yürümüş ve savaşmıştır.
…Türk Maliyesi: Türk bütçesi hiçbir zaman kesin olarak bilinmemektedir. Fakat 20 milyon Sterlin civarında olduğu sanılmaktadır… Türk borçları 88 milyon tutmaktadır. Bu borçlar belli şirketlerin kontrolündedir. Bu borçlar tuz, tütün, pul, ipek, içkiler, balıkçılık vb. kaynaklar ile garanti altına alınmıştır. Ruslara olan harp borçları 27 milyondur. Böylelikle borç toplamı 130 milyon olacaktır….
… Fransa ve Almanya bu memleketteki malî kudretini gittikçe arttırmakta ve ipi hergün biraz daha germektedir… Her iki tarafta Türk Hükümetine yüksek faizli yeni borçlar teklif etmekte, işe yaramaz âtıl kapitâli arttırarak Türk Hükümetini ellerinde tutmaktadırlar… Türkler harcamalarını kontrol etmezlerse bu iflâsa kadar gidecektir, böylece bu iki devlet bekledikleri fırsatı elde edeceklerdir….
… Osmanlı İmp.luğunun akılsızca borçlanması ve korkunç israfı yüzünden Türk Devleti mahvolmakta.
*- Cilt 262- Yıl:1909,- Sayfa: 759 (Eski bir diplomat) :
İngilizler Türk düşmanı Hıristiyanlara iyi davranır, Türk köpeğini dövmek için her kırbaç mübahtır derdi.
*- Cilt 269 Yıl: 1911, Sayfa 177 ( Sir Mark Skyse) :
… Öyle sanıyorum ki, Avrupalı mâliyecilerin Türkiyede yaptıklarını sinsi bir vahşet olarak isimlendirmek hatâlı olmaz.
*- Cilt 266- Yıl 1909,- Sayfa 329 ( Noel Buxton) :
… Türklerin şimdi en çok savaşması gereken şey, cehâlet ve vatanlarını Avrupalı hırsızlardan korumaktır.
*- Sayfa No: 180Belge No: 161 30.Temmuz.1910
… Aslında Fransız mâliyecileri, Türkiyenin hayat kanını emmektedirler.
*- Sayfa No: 550- Belge No: 554- 24.Şubat 1912
… Kral Ferdinantın en büyük ihtirâsı İstanbul merkez olmak üzere Bizans İmp.luğunu kurmaktır.
… Şimdilik Avrupa Türkiyenin çözülmesini bekliyor, o zaman vilâyetler kucağına düşecek.
*- Sayfa No: 673- Belge No: 696 3. Eylül. 1912 (Mr. Marlingden Sir E. Greye)
… Şimdiki durum yalnız Balkanları ve Avrupayı değil fakat Arapları, Ermenileri, Kürtleri ve diğer ırkları da İmp.luktan ayırmaya çalışmak olmalıdır.
*- Sayfa No: 6- Belge No: 9- 9. Ekim.1912 (Sir.G. Buchanondan, Sir. E. Greye)
… Bütün Avrupa Türkiyesi hıristiyanlara ait olmalıdır…. Girit sorunu da Yunanistan lehine çözülmelidir.
*- Sayfa No: 88- Belge No: 113- 3. Kasım. 1913 ( Lord Kicthenerden Sir E. Greye)
… Türklerin çöküşü tamamlanmış görünüyor… Sudanda Türklerin hak diye ileri sürdükleri ne varsa İngiltereye geçmelidir.
*Cilt X- Sayfa No: 50- Belge No: 59 29. Ekim.1913 (Sir A. Nicholsenden Sir G. Hardingeye )
… İmroz ve Bozcaadaları hariç bütün adaların Yunanlılara bırakılmasını sağlayalım.
*- Sayfa No: 164- Belge No: 180 23. Aralık. 1913 ( Sir E. Greyden Sir E. Mallete)
Yunanistanın adaları alacağı konusunda anlaştık. Size söyleyeceğim en iyi husus kuvvetlerin Yunanistan lehine Türkleri oyalamakta olduklarıdır… Ermeniler hakkında yapacağımız teklifleri Türkleri korumak gibi göstermeliyiz… Türkiye dağıldığı zaman Almanlarda kendi paylarını alacaklardır… Türkiye yeni borçlar bulmazsa çökecektir.,
*- Sayfa No: 262 – Belge No: 286- 16. Haziran. 1914 (Mr. Erskineden Sir E. Greye)
… Amiral Kerr bana gizlice Türk Donanmasını mahv etmek için plânları olduğunu anlattı.
*- Sayfa N0: 381- Belge No: 429- 14. Aralık. 1913 (Mr. Obeirneden Sir E. Greye)
… Ermeni ayaklanması Türklere bir harp ilân etmenin en iyi aracıdır… Alman ordularının Türklerin yanında olması üçlü anlaşmayı kuvvetlendirecek, bu reformlara yol açacak ve sonra bir Ermeni isyanı olacaktır.
** ( Günümüzde de Türkler aleyhine yürümekte olan Ermeni propagandasını daha yakından anlayabilmek için bir iki küçükaşağıda ek yapmağı uygun gördük. E.U)
…Avrupalı emperyalistler amaçlarına varmak için bütün insanları yok etmeğe hazırdırlar ( Müslüman Asyada Kuvvetlerin Mücadelesi Sayfa 14)
… Prof. Phillip Marshall Brown: Avrupalı Devletler emperyalist amaçlarına varmak için Orta- Doğu halklarının gereksinimlerine kulak tıkadılar, hatta bu insanları kuvvet dengesi için kurban gibi fedâ ettiler. ( Olaylı Yıllar Cilt 2 Sayfa 148)
… Prof. John Dewey: Halkın nefret ettiği yabancı kuvvetler, bu memleketlerden elde ettikleri kukla hükümetleri öyle haince kullandılar ki işte emperyalizm. ( Politik Yeni Cumhuriyet Sayfa : 268- 12. Kasım 1924)
…Türkiyede Amerikan Protestan misyonerleri…Misyonerler bütün çalışmalarını Rum ve Ermenilere yönelttiler.Amerikan misyonerlerinin en büyük başarısı kolejler vasıtası ile oldu.İstanbuldaki kolej 1840da Robert kolej adını aldı. İlk talebelerin hemen hepsi Ermeni gençlerindendi.Bu koleji bitirenler,zamanla birçok milletin lideri durumuna geldiler. Buradan çıkan Bulgar öğrencileri, Bulgaristandaki milli hareketin başına geçtiler….Amerikan Protestanlarına göre Müslümanlar kafirdir,bu yüzden onların aleyhine propaganda yapıp,insan kasabı oldukları efsanesini yayıyorlardı…. Misyonerler Ermenileri Müslümanlara (Türkler) karşı hazırladılar, dinamit yapmasını öğrettiler ve her fırsatta onları İslâma karşı kullandılar.
*-Sayfa No:486 -Belge No:545 8.Haziran.1913 (Sir G.Buchanondan Sir E.Greye)
…Ruslar, Majeste hükümeti Türk sınırında yaşayan Kürtler arasında da huzursuzluklar çıkartıyorlar, zayıf Türk otoriteleri bunu bastıramaz ve biz buna katlanmayız dediler.
*- Sayfa No:501 Belge No:562 22.Haziran.1913 (Sir E.Greyden Lord Granvilleye)
… Altı ilin birleşik bir Ermenistan için ayrılması Asya Türkiyesindeki diğer ırklarında aynı yolu tutmasına neden olacaktır.
İNGİLİZ DIŞ POLİTİKA BELGELERİ: 1919-1939
*-Sayfa 86 12. Temmuz. 1919 Yunanlılar Aydında boş yere kan döktüler.
*-Sayfa 95 …. Türkler sadece Yunanlıların istilâsına uğradıklarını sanıyorlar ve onlarla savaşmaya hazırlanıyorlar, ancak Yunanlılar müttefik plânının bir parçasıdır.
*-Sayfa 106-132 … Türkleri rahatsız etmeyelim ve Türklere harbin bittiği izlenimini verelim…. Yunanlılarla İtalyanlar aralarında anlaşıp nereleri işgâl Edeceklerine karar veriyorlar…. Türklere bu işlerin duracağı hissini vermeliyiz.
*-Sayfa 138 …. Yunanlılar İzmirde katliam yapıyorlar…
*-Sayfa 241 - Mekkede Şerif Hüseyin 1915-1916 da İngilizlerle bir anlaşma yaptı. Ayrıca 2. Kasım. 1917 de Filistinde bir Musevi devleti kurulması için Beyanname (Balfour Beyannamesi) imzaladı. 1918 Ekim ayında Gnr. Allenby emir Faysala garanti verdi. Ayrıca Fransız büyükelçisi ile Rus dışişleri arasında 13-16 Nisan. 1916 da Skyes-Picot Anlaşması yapıldı. Buna göre:
1. Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis Rusyaya katılıyor.
2. Van, Bitlis, Siirt, Aladağ, Akdağ, Yıldızdağ, Zara ve Harput bölgesinde bir KÜRT DEVLETİ kuruluyor.
*- Sayfa No:388-Belge No:278- 11.Ağustos.1919
Emir Faysal ın Mektubu
… Bütün Müslümanların gözleri İngiltereye dikilmiştir. Türk Müslüman imp.luğunun yıkılmasında asıl kuvvet olan Araplar şimdi ödüllerinin ne olacağını bilmek istiyorlar. Babam İngilizlerin vaatlerine inanarak Türklere karşı savaştı. Eğer, isteklerimiz yapılmazsa sizlere karşı da savaşırız. Halifelik ve mukaddes yerlerimiz Allahın izni ve Türkler sayesinde bütün kaldı, şimdi Müslümanların içinde El Hüseyin Bin Ali diye biri vardır Hicaz Krâlı . Açıkça İngilizlerle bir olduğumuzu,İngilizlerin mukaddes yerlerimizin koruyucusu olduklarını ilân ediyor.
*Sayfa No: 635-25. Haziran.1919 13. Şubat. 1920 arası Konferansta Türk Meselesi:
… Majestenin hükümeti Türk ön Asyasına dört gizli anlaşmaya dayanarak girdi.
1. 1915 Mart ve Nisanında yapılan İstanbul Antlaşması. İngiltere – Fransa ve Rusya arasında.
2. 26. Mart 1915 teki Londra Antlaşması. İngiltere Fransa ve İtalya arasında.
3. 1916 da Skyes-Picot Antlaşması. İngiltere – Fransa ve Rusya arasında.
4. 1917 de St. Jean de Meaurienne Antlaşması. İngiltere – Fransa ve İtalya arasında.
*- Sayfa No: 643- Belge No:426-25. Haziran. 1919
… Amerika Cumhurbaşkanı Wilson Türkler Avrupada çok uzun zaman kaldılar ve oradan tamamentemizlenmelidirler dedi.
*- Sayfa No: 654- Belge No: 433- 28. Haziran.1919 (Amiral Webbten Sir R. Grahmana)
… Çanakkale Savaşında bir hayli şöhret yapan Mustafa Kemal başbakan tarafından Samsuna müfettiş olarak gönderildi. Başbakanın(sadrı azam) niyeti kötü değildi, ama Mustafa Kemal Samsuna gittiğinden beri milliyetçi hareketlere girişti. Başbakan onu geri çağıracağına söz verdi.
*- Sayfa No: 678- Belge No: 451- 10. Haziran.1919 ( Amiral Sir A. Cathorpeden Lord Curzona )
…Binbaşı Noel Kürt şefleri ile görüş birliğine varırsa bundan faydalar sağlayacağını söylüyor. Kürt şeflerinden İstanbulda (Seyit) Abdülkadir ve Bedir Han ve daha az önemli kimselerdir. Bunlar şüphe uyandırmamak için Noelden ayrı olarak Kürt bölgelerine gidecekler, … Kürtler henüz Mustafa Kemale karşı ayaklanmadı ama Noel bunu sağlayacağından emin.
*- Sayfa No: 693-Belge No: 464- 21. Temmuz.1919 ( Mr. Hohlerden Sir E. Tilleye )
… Benim problemim KÜRTLER. Noel Bağdattan buraya geldi… Kürtlerin peygamberi olmak istiyor… Korkarım ki Noel bir Kürt Lawrencei olabilir. Mezopotamya şimdi bizim olacağına göre, ona, bir KÜRT DEVLETİ kurdurup kuzey dağlarını böylece koruyabiliriz. (Seyit) Abdülkadir ve onun gibilerle konuştum. Onlara etki edebilmek için biz de Türklere hile yapıyoruz. diye belki beş defa tekrarlamak mecburiyetinde kaldım.. Ancak,Kürtlere fazla güvenilmez. Majestenin Hükümetinin amacı Türkleri azami derecede zayıflatmak olduğuna göre Kürtleri bu şekilde harekete getirmek fena bir plan değil…Kürt partisinde aktif olan tanınmış Kürtler:… Şeyh seyit Abdülkadir (Başkan), Mevlan Zade Rifat (gazeteci), Emin bey (memur). Bunlar, Wilson prensiplerine göre hak iddia ediyorlar….. Sulh şartları Müslümanların çok aleyhine ve Hıristiyanların çok lehine olması üstelik BÜYÜK ERMENİSTAN hakkında söylentiler, Kürtleri Türklerin yanına itiyor.
*-SayfaNo:723-Belge No:478 -9Ağustos.1919
… Avrupalıların verdikleri raporlara göre,İZMİR de ilk adımda Yunanlılar 20 bin Türk 2ü öldürmüşler….Yunan orduları İZMİR halkını sindirmeye çalışıyor.Bütün bölgeyi harabe haline getirdiler
*Sayfa No:735 -B492,493 19Ağustos 1919 (Amiral Webb den Lord Curzon a)
….Amerika Trabzon ve Erzurumu içine alan bir ERMENİSTAN ı himaye edecek. Geri kalan dört ilde bir KÜRT DEVLETİ olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor… Başkan Wilson,Türklerin, Kürtlerin ya da diğer Müslümanların Ermenileri korumalarını,aksi halde Türk İmparatorluğunun ortadan kaldırılacağını, kendilerine çok kötü sulh şartlarının zorla kabul ettirileceğini,söylüyor. Başbakan bundan çok etkilendi…
*-Sayfa No:742-Belge No:498-27Ağustos1919(Mr. Hohlerden Mr.C.Keere)
…KÜRTLERİN ve ERMENİLERİN durumu beni hiç ilgilendirmez.Kürt sorununa verdiğimiz önem Mezopotamya bakımındandır.Diğer taraftan Wilson beni korkutuyor,ajanları devamlı hatalar yapıyor.Noelegelince,fanatiğin biri ERMENİSTAN ın ve KÜRDİSTANIN SINIRLARININ KESİN OLMADIĞI konusunda sizinle aynı fikirdeyim…. KÜRT SORUNU Mezopotamyada tatminkar bir sınır oluşturmak içindir…
*-Sayfa N O:745-Belge No:500,501 -31Ağustos1919(Mr.Balfourdan Lord Curzona)
…İzmirde oturan İngilzler Yunan lıların İzmiri idaresinin çok kötü ve çok haince olduğunu söylüyorlar.Bunun nedeni,YUNANLILARIN ÇOK KÖTÜ YARADILIŞTA İNSANLAR OLMALARI..Amerikalılar, Türkleri tehdit ederekErmenilere bir şey olursa kendilerinin son adamlarına kadar ortadan kaldırılacağını söylüyorlar.
*-Sayfa No:756-Belge No:509 (Akhisar kontrol memuru tarafından bildirilmiştir)
…Türk askerinin …telefon hatları bile yok..Bu kuvvetlerdeki askerler günde 50 kuruş,subaylar 100 kuruş almaktadır… Bu insanlar Yunalılardan nefret etmektedir ve kahramanlıkları da bilinmektedir. Özellikle dağlık bölgelerdeki ZEYBEK ve YÖRÜKLER korku nedir bilmezler… Yunanlılar köyleri yakıp kadın ve çocukları öldürünce, kadınlara tecavüz edince harekete geçtiler.
*-SayfaNo:763-Belge No:713-17Eylül 1919 (Amiral Sir F.de Robeckden Lord Curzona)
…Bu hükümetin kabul edeceği sulhu milliyetçiler kabul etmeyecektir. 1908 de de, şimdi de Başbakanlar bizim dostumuzdu, Başbakan (sadrıazam) İtalyan komiserinden, şehir milliyetçiler tarafından tehdit edilrse ne yapacağız diye sordu..
*Sayfa No:792-Belge No:523- 27-Eylül-1919 ( Albay Mayner Tzhagemdan Lord Curzona)
… Noel gayet tehlikeli bir şekilde Türklerin aleyhinde çalışıp Kürt propagandası yapıyor.
*Sayfa No:785-Belge No:530,543- 30-Eylül-1919 (Amiral Sir F.D Robeckten Lord Curzona)
… Sultan İngiliz otoritelerinden kuvvet kullanarak milliyetçileri durdurmalarını istedi … Başbakan(Sadrazam) ve içişleri Bakanı ( Dahiliye Nazırı) durumun kötülüğünü kabul ediyorlar ve asileri bastırmak için müttefiklerden izin istiyorlar…Başbakan (sadrazam) Ferit Paşa Hükümeti milliyetçilere karşı savaş ilan etti ve milliyetçilerle konuşulamayacağına karar verdi… İngiltere Türklere karşı olan savaşta başrolü oynadığı halde bugün Türk gazetelerinde ve hatta milliyetçi gazetelerde bile İngiltere iyi bir yerde.
*Sayfa No:817- Belge No:548- 10-Ekim-1919 (Harbord tarafından)
… İstanbuldan Mardine kadar bütün bölgeleri gezdik… Türklerin Ermenileri öldürmek istediklerine dair bir işaret görmedik… Üç ay önce Ermenilerin
tek bir adam kalmayıncaya kadar kesildiğini duymuştuk, halbuki duyduklarımızın hiçbiri doğru değildi.Fransızlar Türkleri mandaları altına almak istiyorlardı, bunun için de dünyanın şüphesini Türklerin üzerine çekmek gerekirdi.
*Sayfa No: 826 Belge No: 549- 15-Ekim-1919 ( Amerikan Radyosu konuşmasından)
… Mustafa Kemal bana dedi ki: Bizim hükümetimiz yabancı hile ve müdâhaleleriyle zayıflatılmıştır. Milliyetçilerin İngiliz ve Fransızlardan yardım aldığı yalandır. İngiliz sermayesi Türkiyeyi mahvediyor. Biz İngilteredeki eski Türk Dostları Cemiyeti Başkanı Adil Beyin 200 bin Sterlin, Konya Valinin 150 bin Sterlin ve belki de Ankara Valisinin bu miktar para aldığını biliyoruz.
*Sayfa No:828- Belge No: 553-19-Ekim-1919 (Mr. Ryandan rapor)
… Milli kuvvetler gittikçe geliştiği için, silahların bırakılmasına rağmen 40 bin kişilik bir hükümet kuvvetinin milliyetçilere karşı kullanılaması istendi.
Başbakan (sadrazam) bu isteği derhal kabul etti. Ancak, İzmirde cinayetlere ve kadınlara yapılan tecavüzlere karşı kurulan kuvvetleri bunlarla karıştırmamak gerekir dedi.
*Sayfa No:831-Belge No:511-14-Ekim-1919 (İngiliz Yüksek Komiserliğinden Amiral Sir D. Robecke)
… İtalyanlar İzmirdeki Müslümanların dinlerini değiştirip İtalyan vatandaşı yapmak istiyorlar… Fakat benim anladığım Türklerden çok korkuyorlar.
*Sayfa No:873- Belge No: 585- 11-Kasım- 1919 ( Amiral Sir F. Robeckten Lord Curzona)
… İstanbula Ermeni ve Rum göçmenleri geliyor. Amerikalılar bunlara yardım ediyorlar… Ayrıca İzmir bölgesinde evleri yandığı ve yıkıldığı için evsiz barksız kalan Müslümanların durumu da bizi hayli utandırıyor. Şimdi her tarafta milliyetçi adı altında çeteler türedi. Mustafa Kemal ve adamları bütün yabancıların ve özellikle İngilizlerin gitmesini istiyor.
*Sayfa No:907-Belge No:609-28-Kasım 1919 ( Mr. Kitsondan Sir. E. Crowea)
… Ermenilerin Müslüman komşularını kesmesinden hiç şüphe etmem… Taşnaklar müthiş bir vahşetle çalışıyorlar… Kürtlere her nekadar inanmasak ta onları kullanmamız çıkarımız gereğidir. Doğu illerine gelince; Türklerle harp etmeden o bölgeleri Ermenistan ve Kürdistan diye bölemeyiz.
*Sayfa No:917- Belge No: 613-28-Ekim-1919 ( 27 Köyün Eşrafından Konyadaki İngiliz Yüksek Komiserinin aldığı mektup)
… Milli kuvvetler adı altında bir grup, Müslüman ve hristiyanları öldürmektedir. Hayvanlarımızı elimizden alıyorlar, telgraf hatlarımızı kesip bizim sizlere haber vermemizi önlüyorlar. Bizim hükümetimiz zayıf olduğu için milliyetçileri ezemez. Milliyetçileri ezmek için İngiliz hükümetinin bize yardım elini uzatması için yalvarırız. Aşağıdaki köylerin eşrafı tarafından imzalanmıştır: < Soğucak Kovanlı – Hacı Yunuslar Dumnu Karabayır Uluslar Seyit Citret Bekle Sat Yalnızca Kiraz – Elma ağaç Beybahin Fakirtepe Ekitse Sarıca Sarıskat Akçapınar – Ahırlı-Günce – Gün – Ali Çerçi Fatma Sorkun Mervesti
*Sayfa No:925 -Belge No:620 9Aralık1919 (Amiral Sir F. de Robekten Lord Curzona)
…Mr. Hohler Kürt meselesi hakkında Kürt başkanı olan Şeyh Sait Abdülkadir Paşayla görüştü. Kürtler bütün ümitlerini İngiliz hükümetine bağlamış durumdalar.Bu ara Mustafa Kemal gittikçe tehlikeli olmaya başlıyor. Kuvvetler , Kürtleri Mustafa Kemale karşı kullanmak için her parayı ödemeye hazırdırlar..
*Sayfa No:932-Belge No:632 -22Aralık1919(Türk meselesi hakkında ikinci toplantı):
…Türk Hükümetinin parasal bakımdan iflas ettiği.Çatalca hattı dışında Türklere yer verilmemesini ,kapitülasyonlara çok benzer bir sistemin kurulmasını,Türk ordu ve donanmasının ancak jandarma örgütü haline getirilmesini,Erzurumun Ermenistana verilmesini,12 adanın Yunanlılara verilmesini,..
*Sayfa No:966-Belge No:633,219 -26 Aralık1919 (Türk meselesinde üçüncü toplantı):
…Kürt kabileleri İngiliz ve Fransız hakimiyetine konacak, KÜRDİSTAN da hiçbir şekilde TÜRK BIRAKILMAYACAK. Bir tek KÜRT DEVLETİ mi yoksa bir çok küçük KÜRT DEVLETİ mi kurulacağı düşünülecek. Ermenilerine Amerikalılar kanalı ile SİLAH sağlanacak … İstanbulda gizli bir örgüt kuruldu .Milliyetçileri vatan haini ilan ediyor…
*Sayfa No:992-Belge No:646- 4 Ocak 1920 (Lord Curzonun notları)
…Türkler Avrupadan atılmalıdır.Amerikalı Senatör Lodge ın dediği gibi; İstanbul Türklerden tamamen alınalı,bir veba tohumu olan; savaşların yaratıcısı,komşuları için bir küfür olan Türkler Avrupa dan silinmelidir.
*Sayfa No:1003 Belge No:647 -25 Aralık1919 (Mr. Ryanın raporu):
…Milliyetçiler şimdi ki yol kullanıyor: Milliyetçi ol, çünkü İslamı kurtaracak tek yol odur. İslama sadık ol, çünkü senin milli varlığını kurtaracak tek yol odur… Bu fikirlerin her ikisi de İslam dünyasındaki İngiliz hakimiyetini mahvedebilir. BİZ; GERÇEK İDEALİ DİN GİBİ DAVRANACAK ÇIKARCI GRUBU İDARECİ OLARAK GETİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ… Panislamizmi ezemeyiz, bu tıpkı Batıdaki milliyetçilik gibidir.Bizim şimdiki amacımız bölmek, arkadş gibi davranıp kazanmak ve sonra hükmetmek olmalıdır…
*Sayfa No:1062-Belge No:667-22Ocak1920 (Amiral Webbden Lord CURZON a):
…Baybutta Şeyh Kürt Ali milliyetçilere karşı harekete geçti..
*Sayfa No:42-Belge No:6 (Lonra Konferansı):
A-Türkiye özerk devlet olmalıdır.
B-Boğazlar uluslar arası olmalıdır.
C-Türkiye özerk ERMENİSTENI tanıyacaktır.
E-Azınlıklar ,kuvvetlerin himayesinde olacaktır. .
Lloyd George göre: Türkler yüzlerce yıl Avrupada kaldılar ve Avrupadaki bütün belaların başı oldular. İstanbul Türk değildir, Yunanlılarındır.Türkler oradan atılmalıdır.
İtalya delegesine göre: Boğazları işgal edelim, böylece Türkler merhametimize kalır
Sayfa No:54Yunanlıların İzmire çıkışına biz izin verdik…Lloyd George, Yunalıların İzmirde ticari çıkarları var, diyor…
Mr.Cambona göre : Türklerin mali kontrolü mümkündür, Türklerden kimse bu işi anlayamaz. Biz bu durumdan yararlanarak Türkleri mali ve idari kontrole alırsak, durum her bakımdan düzelir…. Müttefiklerin Türkiyede çok önemli mali ve politik çıkarları vardır.Boğazları kontrol edip para alsak ,yılda 1 milyon sterlin toplarız…
*Sayfa No: 81-293-Belge No:10-16-Şubat-1920 ( Londra Konferansı)
… Ermenistana altı ilden başka Trabzon ve Adana da verilmelidir. Amerika Ermenistana yardım edecektir… Trabzonda bir tane bile e yok, Ermenisiz bir Ermenistan biraz gülünç olmuyor mu, deniliyor…küçük bir Türk Devleti kurulmalı, Kapitülasyonlar adli işlere de uzatılabilir.Japonyadan kapitülasyonları kaldırdık çünkü, onlar kuvvetliydi başka çaremiz yoktu. Türklerin kafası daha az işler (Turkish mind was far less precise than the Japanese)
Bu nedenle kapitülasyonlar adli işlere de uzatılabilir. Lloyd George ve Lord Curzon,… Amerikalı Yahudiler de Lloyd Georgea telgraf
göndererek parçalanan Türk yurdundan hisse istiyorlar… Türkleri
yatıştırmak için İzmir üstündeki isteklerini kabul etmiş görünelim.
Yunanlılar daha fazla asker çıkartsınlar, sonra Türk isteklerini
kabulden vazgeçeriz… İtalyan S. Nitti, "Türklerin bütün arazilerini
ellerinden aldık, bari ağır borç altına sokmayalım" diyor… İzmire bir
Türk bayrağı asarak, Türk varlığını kabul etmiş görünelim… Venizalos,
"Türk bayrağı şehrin dışına asılsın, Giritte de Türk bayrağı ada
dışında bir kayalıkta asılıydı" diyor… İngiltere; Kürt devleti kurmak
istedikleri bölgede çok fazla maden olduğundan emin… Lord Curzon, "
Erzincan da Ermenilere verilmeli, Karadenizde de bir Lazistan kurup
Ermenilerin mandasına verilmeli ve İstanbulu boşaltmak için Mustafa
Kemalin adamlarını neden olarak ileri sürebiliriz" diyor.
*Sayfa No: 291,297,300- Belge No:36,37,38- 28.Şubat.1920 ( İngiliz Dışişlerindeki Toplantı)
… Lloyd George, "İstanbuldan Türkleri çıkartmalı"… Mr. Cambona göre: "Bütün sıkıntı Mustafa Kemal Paşa tarafından yaratılıyor ve Sultan onu kontrol edemiyor"… Fransız gruplarının 1/3ü Fransız askerlerinden gerisi yerli Ermenilerdendir… İstanbuldaki komiserimiz, bu olayları önleyemezse Sultanı İstanbuldan atacağımızı bildirerek tehdit etsin… Erzurumun yeni kurulacak Ermeni Devletine katılacağı bir sırada; Mustafa Kemal olmasaydı Ermenilerin bir şansı olurdu… Mustafa Kemalin askerleri hiç para almıyor, onları harekete geçiren vatan aşkıdır.
*Sayfa No:338,358,411,450,570-Belge No:42,45,50,55,62,66 -3-20. Mart.1920 (İngiliz Dışişlerindeki Toplantı)
… Sonuç: Mali işler Türklerin eline hiçbir şekilde bırakılamaz. Ayrıca bütün işgâl masraflarını ve toplanan bu komisyonların parasını da Türkler verecek… Sinyor Litti, "Türkler İzmiri isteyeceklerdir, bizde pekâla, İzmiri işgâl için yaptığımız bütün masrafları verin deriz, tabii Türkler bunu ödeyemeyeceklerine göre İzmirde bize kalır" dedi. Buna karşılık: Loyd George; "bizim Suriyedeki birliklerimiz oradan çıkacak, yani bunun masrafını biz mi, ödeyeceğiz? Hiç böyle saçma şey olur mu? Hepsini Türkler ödemelidir. İngiliz vergi müfettişleri bu iş için 750 milyon Sterlin ödediler, bütün bunları Türklerden altın olarak alacağız, Türklerin altın stoklarını ele geçirmeliyiz" dedi… Mr. Cambon, "ilk yapacağımız iş bunların milliyetçi liderlerini yok etmek olmalıdır" … Lloyd George, Sultan(Vahdettin)a şöyle deriz: Biz bütün etleri alıyoruz sen de birkaç kemikle yetin. Gerçekte Türkiyeden geriye ne kaldı?
En zengin, en verimli toprakların hepsi ve imp.luğun yarısı gitti. Bütün bunlara ilâveten Boğazlar işgâl edildi, üstelik bütün masrafları da Türkler ödeyecek…Türklerin şöhreti yalancı bir şöhrettir ve müttefikler hâlâ bu şöhretten dehşet duymaktadırlar. Türklerle ancak savaşarak başa çıkılabilir … Bir Ermenistan kurma hülyası ölecektir ancak bu bir Kürdistan kurulması anlamını taşır. Müttefik kuvvetler Türk kuvvetlerini gözlerinde fazla büyütüyorlar, şimdi bizim 160 bin ve Türklerin 80 bin askeri var. Fransız, İngiliz, İtalyan ve Yunanlılardan oluşan, her iki asker bir Türk askerini yenemez ise Türklerin bütün isteklerini kabul edelim"…Mr. Cambon, "Türklerin hiçbir kaynakları yoktur derken yanılıyorsunuz. Şayet Türkler kızarlarsa, Yunanlıları İzmirden denize dökerler"… Aynı tolantıda alınan kararlardan:
1. İstanbul resmen işgâl edilecek ve bahane olarak Türkiyedeki azınlıklara kötü davranıldığı ileri sürülecek.
2. Türklere sulh şarlarını kabul ettirirken, çıkacak ayaklanmalara karşı koymak için İstanbuldaki milliyetçi liderler tevkif edilecek. İstanbul Hükümetine 24 saat süre verip Mustafa Kemali ve bütün kuvvetlerini dağıtması istenecek. Aksi halde, Yunanlıların bu işi yapacağı söylenecek.Mr. Churchill, "Biz bir taraftan Mustafa Kemale mektup gönderelim diğer taraftan da Yunanlılara fırsat verip Mustafa Kemalin adamlarını yakalatalım, böylelikle Türklerin prestijini sıfıra indiririz."
3. Tarihi ve artistik değeri olan mallar alıp götürülecek.
Lord Curzon: "Türkler için askerlik mesleği tamamen kapanmıştır. Şüphesiz Türkler askerlik yapmak isterlerse başka bir yere gidebilirler. Fransız lejyonu onları kabul edecektir. Maafih İngiltere buna dahi itiraz eder. Çünkü, Türkler diğer düşmanlarımızdan çok farklıdır, başka bir yerde bile askeri eğitim görmeleri iyi değildir."
*Sayfa No: 642-Belge No:71 2. Ek. -25.Mart.1920 (Gelecekteki Ermeni Devletinin kurulması hakkındaki rapor.)
Ardahan, Batum ve İmer Vadisi verilecektir. Ermenistanın, Kürdistan ve Türkiye ile olan sınırlar şöyledir: Karadenizde Yanbatı Deresi… Erzurum ilinin batı sınırı, Bitlis suyu
*Sayfa No:93-Belge No:1/98-18-26. Nisan.1920 (Sanrema Konferansı)
…Türkiyenin sınırları: Erzurum Ermenilere verilecektir. Böylece, büyük Ermeni Devleti teorisi yerine gelecektir. İtalyan Nitti, "…Erzurumda Türkler çoğunlukta olduğu için bir yolunu bulup Türkleri oradan atmalıyız. Erzurum, son zamanlarda milli hareketin merkezi olmuştur." Mr. Berthelot, "Mustafa Kemal ve kuvvetleri rüşvet verilerek yada başka bir yoldan ortadan, kaldırılabilir." … Mr. Aharonian, "Mustafa Kemalin ordusu, sizin sandığınızdan çok daha küçüktür ve başı boş bir ordudur."
…Lloyd George, "Eğer, Erzurumsuz Ermenistan olacaksa, bu hiçbirzaman bir Ermenistan olmayacaktır" dedi.
… Azınlık gruplarının her türlü hakları korunacaktır. İleride hür Kürdistan kurulması sağlanacak, Güney-Anadoluda İtalyan, Diclenin batısında İngiliz çıkarları korunacaktır. Yunanlıların çıkarı olan bölgeler, Yunanlılara verilecektir. Türkiyenin herhangi bir yerinde özel çıkarları olan büyük devletler o bölgedeki azınlıkları da idaresi altına alacaktır.
*Sayfa No:324-Belge No:33- 21. Haziran.1920 (Villa Belledeki toplantı)
… Lloyd George, "Mustafa Kemalin başarısı Araplara da sıçrayabilir, bu nedenle mutlaka ezilmesi gerekir… Yunanlıların çarpışma yeteneğini büyüttük, Türklerinkini de küçülttük."
*Sayfa No:443-Belge No: 47-7. Temmuz.1920 ( Villa Franeusedeki toplantı)
…İstanbul Hükümeti yanlı bizim için değil, bütün dünya için tehlikeli olan Türk milli hareketini bastırmakta bize yardımcı olabilir… Savaşın iki yıl uzamasına sebep olan Türklere hiçbir şekilde merhamet edemeyiz…Mr. Venizalos, "İmkânı olsa Türklere silahtan başka bir yol kullanabiliriz fakat Türkler silahtan başka bir şeyden anlamazlar."
*Sayfa No:553-Belge No:62-11.Temmuz.1920
…Türk Hükümetine verilen cevap: Türk Hükümetinin mesajını dikkatle inceledik. Türkler… savaşa girerek insanlığın kayıplarına ve sefaletine sebep oldular… milyonlarca insanın ölümüne ve milyarlarca sterlin kaybına sebep oldular. Dünyada özgürlüğün yeniden kurulması için Türkiyenin ödeyeceği bedel çok fazladır… Türklerden başka ırklar devlet haline getirilecektir. İzmir ve Trakya Türklerin elinden alınacak, Amerikan Cumhurbaşkanı (Wilson) nın karar vereceği sınırlar içerinde hür bir Ermenistan kurulacaktır… Türklerin uygar dünyaya bir daha ihanet etmemesi için sıkı tedbirler alınacaktır bu sebeple Türkiye küçük bir devlet haline getirilecektir… Türk halkının emperyalist arzuları silinecektir.
Boğazların özerkliği konusuna gelince:
Boğazlardaki bütün askeri tesisler tıkılacak, sahiller ve adalar silahsız hâle getirilecektir.
Silahsızlanma masrafları Türkler yada Yunanlılar tarafından ödenecektir.
Adalarda müttefik kuvvetler haricinde hiçbir asker bulunmayacaktır.
Türk Jandarmaları bizim emrimiz altında olacak, Türk borçlarının hepsi Türkler tarafından ödenecektir. Eğer, anlaşmayı imzalamazsanız Avrupadan kesin olarak atılacaksınız. İncelemeniz için 10 gün müddet veriyoruz.
*Sayfa No:846-Belge No: 98-22-23. Ağustos.1920 (İngiliz ve İtalyan Başbakanlarının görüşmesi)
…Llyod George, "Türkler bize ihanet ettiler. Çanakkalede binlerce insanımız öldü. Şimdi Türklerin ölümüne kim bakar."
*Sayfa No:589 Belge No:533-11. Nisan.1920( Lord Curzondan Mr. Wardropa)
…Ermeni Bogos Nubar Paşa ve Mr. Ahoromiyanı azarladım. Türkleri öldürmek için silahların Azerbaycanlılara karşı kullanılmasının aptallığını anlattım.
*Sayfa No:629- Belge No:590- 4. Temmuz.1920 ( Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Mr. Khatissian, 25 bin tüfek aldıklarını, ayrıca Ermeni ordusunda 30 bin Rus yapısı tüfeğin ve bir milyon merminin bulunduğunu Yunan ilerlemesi başlayınca Ermenilerin de derhal saldırıya geçeceklerini bildirdi.
*Sayfa No:4- Belge No:6-23.Şubat.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
…Anadoludaki bütün hareketler Mustafa Kemal Paşa tarafından düzenlenen milli hareketin parçaları olarak düzenlenmektedir… Damat Ferit milliyetçi harekete karşı asker göndermek istiyor… Aldığımız kararlara saygı göstermeyen tek halk Türk halkıdır.
*Sayfa No:17,26-Belge No:17,23-9.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Cırzona)
… Türkler Yunan idaresi altına girmezler, özellikle Yunanlıların İzmirde yaptığı kepazelikten sonra İngiliz subayları ve bizim adamlarımız Türkleri öldürmekte, Yunanlılarla iş birliği yapıyorlar. Bizim Türklere gösterdiğimiz şiddet anlaşılır şey değildir… Türkler müthiş savaşçıdır, cephaneleri azdır, hiç ulaştırma araçları yoktur… Türklerle yapılacak sulh anlaşmasında Kürdistanda Türklerin hiçbir hakları kalmayacaktır. Kürdistanda durumdan emin olmalıyız, Kürtler bile ne istediklerini bilmiyorlar. Erzurum Türklerin en kuvvetli kalelerinden biridir, çok büyük bir Türk toprağının Ermenilere verilmesine göz yummazlar… İngiliz İmp.luğu bir zamanlar Türk İmp.luğunun olan bütün bölgeleri elde etmiştir.
*Sayfa No:43-Belge No:27-18.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Anadolu hareketinin nedeni Yunan işgali ve yaptığı dehşet verici eylemlerdir. Ayrıca büyük Ermenistan ve Pontus Devletlerinin kurulması bu hareketin sebebidir.
*Sayfa No:49-Belge No: 33-26.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Kürdistan Türkieden tamamen ayrılıp özerk olmalıdır. Ermenilerle Kürtlerin çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbuldaki Kürt Klübü başkanı Seyit Abdülkadir ve Paristeki Kürt delegesi Şerif Paşa emrinizdedir.
*Sayfa No:51-Belge No:36-30.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
….Başbakandan (Sadrazam) Mustafa Kemali kötülüyen ve onları hükümetin emrine karşı gelen asiler olduklarını bildiren ve halkın hükümete bağlı olması gerektiğini anlatan bir yazı aldık.
*Sayfa No:61,62-Belge No:48,50-11-15.Nisan.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Damat Ferit(Başbakan) 7.Nisanda bana geldi, milli hareketi bastırmak için her çeşit moral baskıyı kullanacağını söyledi. Milli harekete karşı organize edilen Aznavur, hükümetin elinde ilk silahtır. Aznavur,Bandırmayı işgâl her türlü etti. Hükümet onu Balıkesir valisi tayin etti ve ayrıca İngilizlerden de yardım istedi. Ben, milliyetçileri ezmek için yine hükümete her türlü yardımı yapacağımı söyledim… Hükümet, milliyetçileri lânetleyen bir bildiri yayınladı, milli harekete karşı bir seri fetva ilan etti.
*Sayfa No:108 -Belge No:103-28. Temmuz.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Damat Ferit bana geldi, "Sulh anlaşmasına göre Kürtler ayrı bir devlet olacaklardır, Kürt liderleri Mustafa Kemali sevmez… Siz Mustafa Kemalden nefret ediyorsunuz çünkü o, sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor. O halde Kürtleri Mustafa Kemale karşı birlikte kullanalım" dedi.
*Sayfa No:113- Belge No:110- 1. Ağustos.1920 ( Amiral F.de. Robeckten Lord Curzona)
… İstanbulda vaziyet karışık… Şeyhülislam ve Ticaret Bakanı"geçen yıl Konya valisi idi, milliyetçilerin baş düşmanı" ve Damat Ferit
yerinde kalabilirse bize çok faydalı olabilirler. Fakat, halk çok
muhalefet gösterirse, onları tutmanın yararı yoktur.
*Sayfa No: 146 – Belge No:144- 23.Eylül.1920 (Mr. Raynın Anadolu Milli Hareketi hakkındaki notu: )
… Türkler yapılan sulhu çok sert ve adaletsiz buldular. İstanbul hükümeti son derece zayıf ve iflas etmiş durumdadır. Milliyetçiler de zayıf, Yunanlılar ise zırhlar içinde pırıl pırıl ve hazır… İtalyanlar politik ve ekonomik bakımdan Türkiyeyi emmek istiyorlar. Kürtlerin, Türklerden ayrılmaları çok güç. Böyle olmakla beraber majestenin hükümeti Kürtleri Kemalistlere karşı kullanabilir. Anadoluyu milliyetçiler karşı cesaretlendirmeliyiz. Halkın milliyetçilerden bıkkın olduğu teorisini yaymalıyız. Ferit Paşa (Başbakan) Anadoluya bir grup gönderip kendi halkı kandırmaya çalışacak…
*Sayfa No:151,154-Belge No:147,150-1-4.Ekim.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Damat Ferit (Başbakan) şahsi emniyetinden, Sultanın emniyetinden ve kendi adamlarının emniyetindenkorkmaktadır. Eğer milliyetçiler Türkiyede idareyi ele geçirirlerse, kendisinin ve Sultanın hayatının himayemiz altında olduğunu söylememe izin verir misiniz?… Ferit, "Sultana etki eden tek insan olduğunu veİngiliz dostluğunu kendisinin yarattığını" söylüyor.. Damat Feritin istifası halinde Onun ve Sultanın yurt dışına
şerefli bir şekilde çıkmasını sağlamalıyız… Sultan tahtını terk ederse,
Ona Türkiyeden çıkması için gereken her türlü yardımı yaparım.
*Sayfa No:157-Belge No:152- 5.Ekim.1920 (Venizelostan Llyod Georgea)
… Türk hükümetinin Mustafa Kemali ortadan kaldıramayacağına kanaat getirdim… Mustafa Kemale karşı tedbir olarak:
*Sayfa No:163-Belge No:161- 23. Ekim.1920 (Lord Curzondan Lord Derbye )
… Damat Ferit istifa etti, şimdi yeni başbakanı ve Sultanı elde etmeliyiz.
*Sayfa No:181-Belge No: 179-22.Kasım.1920 ( Sir H.Rumboltdan Lord Curzona)
… İzmirden gelen askeri raporlar iyi değil. Yunanlılar bile askeri disiplinleri olmadığını itiraf ediyorlar. 3. birliğin komutanı Kondylis Salihliden kömür vagonlarının altına saklanarak kaçmış, öyle görünüyor ki Yunanlılar tek başlarına bu işi yürütemeyecekler.
EROL ULUBELEN
BELGELER :
* (s. 34) (1096-1907) ( Albay C. Surtees tarafından rapor)
…Türk askeri birçok kez malzemesiz, yiyeceksiz, ayakkabısız, barınaksız yaşamış, yürümüş ve savaşmıştır.
…Türk Maliyesi: Türk bütçesi hiçbir zaman kesin olarak bilinmemektedir. Fakat 20 milyon Sterlin civarında olduğu sanılmaktadır… Türk borçları 88 milyon tutmaktadır. Bu borçlar belli şirketlerin kontrolündedir. Bu borçlar tuz, tütün, pul, ipek, içkiler, balıkçılık vb. kaynaklar ile garanti altına alınmıştır. Ruslara olan harp borçları 27 milyondur. Böylelikle borç toplamı 130 milyon olacaktır….
… Fransa ve Almanya bu memleketteki malî kudretini gittikçe arttırmakta ve ipi hergün biraz daha germektedir… Her iki tarafta Türk Hükümetine yüksek faizli yeni borçlar teklif etmekte, işe yaramaz âtıl kapitâli arttırarak Türk Hükümetini ellerinde tutmaktadırlar… Türkler harcamalarını kontrol etmezlerse bu iflâsa kadar gidecektir, böylece bu iki devlet bekledikleri fırsatı elde edeceklerdir….
… Osmanlı İmp.luğunun akılsızca borçlanması ve korkunç israfı yüzünden Türk Devleti mahvolmakta.
*- Cilt 262- Yıl:1909,- Sayfa: 759 (Eski bir diplomat) :
İngilizler Türk düşmanı Hıristiyanlara iyi davranır, Türk köpeğini dövmek için her kırbaç mübahtır derdi.
*- Cilt 269 Yıl: 1911, Sayfa 177 ( Sir Mark Skyse) :
… Öyle sanıyorum ki, Avrupalı mâliyecilerin Türkiyede yaptıklarını sinsi bir vahşet olarak isimlendirmek hatâlı olmaz.
*- Cilt 266- Yıl 1909,- Sayfa 329 ( Noel Buxton) :
… Türklerin şimdi en çok savaşması gereken şey, cehâlet ve vatanlarını Avrupalı hırsızlardan korumaktır.
*- Sayfa No: 180
… Aslında Fransız mâliyecileri, Türkiyenin hayat kanını emmektedirler.
*- Sayfa No: 550- Belge No: 554- 24.Şubat 1912
… Kral Ferdinantın en büyük ihtirâsı İstanbul merkez olmak üzere Bizans İmp.luğunu kurmaktır.
… Şimdilik Avrupa Türkiyenin çözülmesini bekliyor, o zaman vilâyetler kucağına düşecek.
*- Sayfa No: 673- Belge No: 696 3. Eylül. 1912 (Mr. Marlingden Sir E. Greye)
… Şimdiki durum yalnız Balkanları ve Avrupayı değil fakat Arapları, Ermenileri, Kürtleri ve diğer ırkları da İmp.luktan ayırmaya çalışmak olmalıdır.
*- Sayfa No: 6- Belge No: 9- 9. Ekim.1912 (Sir.G. Buchanondan, Sir. E. Greye)
… Bütün Avrupa Türkiyesi hıristiyanlara ait olmalıdır…. Girit sorunu da Yunanistan lehine çözülmelidir.
*- Sayfa No: 88- Belge No: 113- 3. Kasım. 1913 ( Lord Kicthenerden Sir E. Greye)
… Türklerin çöküşü tamamlanmış görünüyor… Sudanda Türklerin hak diye ileri sürdükleri ne varsa İngiltereye geçmelidir.
*Cilt X- Sayfa No: 50- Belge No: 59 29. Ekim.1913 (Sir A. Nicholsenden Sir G. Hardingeye )
… İmroz ve Bozcaadaları hariç bütün adaların Yunanlılara bırakılmasını sağlayalım.
*- Sayfa No: 164- Belge No: 180 23. Aralık. 1913 ( Sir E. Greyden Sir E. Mallete)
Yunanistanın adaları alacağı konusunda anlaştık. Size söyleyeceğim en iyi husus kuvvetlerin Yunanistan lehine Türkleri oyalamakta olduklarıdır… Ermeniler hakkında yapacağımız teklifleri Türkleri korumak gibi göstermeliyiz… Türkiye dağıldığı zaman Almanlarda kendi paylarını alacaklardır… Türkiye yeni borçlar bulmazsa çökecektir.,
*- Sayfa No: 262 – Belge No: 286- 16. Haziran. 1914 (Mr. Erskineden Sir E. Greye)
… Amiral Kerr bana gizlice Türk Donanmasını mahv etmek için plânları olduğunu anlattı.
*- Sayfa N0: 381- Belge No: 429- 14. Aralık. 1913 (Mr. Obeirneden Sir E. Greye)
… Ermeni ayaklanması Türklere bir harp ilân etmenin en iyi aracıdır… Alman ordularının Türklerin yanında olması üçlü anlaşmayı kuvvetlendirecek, bu reformlara yol açacak ve sonra bir Ermeni isyanı olacaktır.
** ( Günümüzde de Türkler aleyhine yürümekte olan Ermeni propagandasını daha yakından anlayabilmek için bir iki küçük
…Avrupalı emperyalistler amaçlarına varmak için bütün insanları yok etmeğe hazırdırlar ( Müslüman Asyada Kuvvetlerin Mücadelesi Sayfa 14)
… Prof. Phillip Marshall Brown: Avrupalı Devletler emperyalist amaçlarına varmak için Orta- Doğu halklarının gereksinimlerine kulak tıkadılar, hatta bu insanları kuvvet dengesi için kurban gibi fedâ ettiler. ( Olaylı Yıllar Cilt 2 Sayfa 148)
… Prof. John Dewey: Halkın nefret ettiği yabancı kuvvetler, bu memleketlerden elde ettikleri kukla hükümetleri öyle haince kullandılar ki işte emperyalizm. ( Politik Yeni Cumhuriyet Sayfa : 268- 12. Kasım 1924)
…Türkiyede Amerikan Protestan misyonerleri…Misyonerler bütün çalışmalarını Rum ve Ermenilere yönelttiler.Amerikan misyonerlerinin en büyük başarısı kolejler vasıtası ile oldu.İstanbuldaki kolej 1840da Robert kolej adını aldı. İlk talebelerin hemen hepsi Ermeni gençlerindendi.Bu koleji bitirenler,zamanla birçok milletin lideri durumuna geldiler. Buradan çıkan Bulgar öğrencileri, Bulgaristandaki milli hareketin başına geçtiler….Amerikan Protestanlarına göre Müslümanlar kafirdir,bu yüzden onların aleyhine propaganda yapıp,insan kasabı oldukları efsanesini yayıyorlardı…. Misyonerler Ermenileri Müslümanlara (Türkler) karşı hazırladılar, dinamit yapmasını öğrettiler ve her fırsatta onları İslâma karşı kullandılar.
*-Sayfa No:486 -Belge No:545 8.Haziran.1913 (Sir G.Buchanondan Sir E.Greye)
…Ruslar, Majeste hükümeti Türk sınırında yaşayan Kürtler arasında da huzursuzluklar çıkartıyorlar, zayıf Türk otoriteleri bunu bastıramaz ve biz buna katlanmayız dediler.
*- Sayfa No:501 Belge No:562 22.Haziran.1913 (Sir E.Greyden Lord Granvilleye)
… Altı ilin birleşik bir Ermenistan için ayrılması Asya Türkiyesindeki diğer ırklarında aynı yolu tutmasına neden olacaktır.
İNGİLİZ DIŞ POLİTİKA BELGELERİ: 1919-1939
*-Sayfa 86 12. Temmuz. 1919 Yunanlılar Aydında boş yere kan döktüler.
*-Sayfa 95 …. Türkler sadece Yunanlıların istilâsına uğradıklarını sanıyorlar ve onlarla savaşmaya hazırlanıyorlar, ancak Yunanlılar müttefik plânının bir parçasıdır.
*-Sayfa 106-132 … Türkleri rahatsız etmeyelim ve Türklere harbin bittiği izlenimini verelim…. Yunanlılarla İtalyanlar aralarında anlaşıp nereleri işgâl Edeceklerine karar veriyorlar…. Türklere bu işlerin duracağı hissini vermeliyiz.
*-Sayfa 138 …. Yunanlılar İzmirde katliam yapıyorlar…
*-Sayfa 241 - Mekkede Şerif Hüseyin 1915-1916 da İngilizlerle bir anlaşma yaptı. Ayrıca 2. Kasım. 1917 de Filistinde bir Musevi devleti kurulması için Beyanname (Balfour Beyannamesi) imzaladı. 1918 Ekim ayında Gnr. Allenby emir Faysala garanti verdi. Ayrıca Fransız büyükelçisi ile Rus dışişleri arasında 13-16 Nisan. 1916 da Skyes-Picot Anlaşması yapıldı. Buna göre:
1. Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis Rusyaya katılıyor.
2. Van, Bitlis, Siirt, Aladağ, Akdağ, Yıldızdağ, Zara ve Harput bölgesinde bir KÜRT DEVLETİ kuruluyor.
*- Sayfa No:388-Belge No:278- 11.Ağustos.1919
Emir Faysal ın Mektubu
… Bütün Müslümanların gözleri İngiltereye dikilmiştir. Türk Müslüman imp.luğunun yıkılmasında asıl kuvvet olan Araplar şimdi ödüllerinin ne olacağını bilmek istiyorlar. Babam İngilizlerin vaatlerine inanarak Türklere karşı savaştı. Eğer, isteklerimiz yapılmazsa sizlere karşı da savaşırız. Halifelik ve mukaddes yerlerimiz Allahın izni ve Türkler sayesinde bütün kaldı, şimdi Müslümanların içinde El Hüseyin Bin Ali diye biri vardır Hicaz Krâlı . Açıkça İngilizlerle bir olduğumuzu,İngilizlerin mukaddes yerlerimizin koruyucusu olduklarını ilân ediyor.
*
… Majestenin hükümeti Türk ön Asyasına dört gizli anlaşmaya dayanarak girdi.
1. 1915 Mart ve Nisanında yapılan İstanbul Antlaşması. İngiltere – Fransa ve Rusya arasında.
2. 26. Mart 1915 teki Londra Antlaşması. İngiltere Fransa ve İtalya arasında.
3. 1916 da Skyes-Picot Antlaşması. İngiltere – Fransa ve Rusya arasında.
4. 1917 de St. Jean de Meaurienne Antlaşması. İngiltere – Fransa ve İtalya arasında.
*- Sayfa No: 643- Belge No:426-25. Haziran. 1919
… Amerika Cumhurbaşkanı Wilson Türkler Avrupada çok uzun zaman kaldılar ve oradan tamamentemizlenmelidirler dedi.
*- Sayfa No: 654- Belge No: 433- 28. Haziran.1919 (Amiral Webbten Sir R. Grahmana)
… Çanakkale Savaşında bir hayli şöhret yapan Mustafa Kemal başbakan tarafından Samsuna müfettiş olarak gönderildi. Başbakanın(sadrı azam) niyeti kötü değildi, ama Mustafa Kemal Samsuna gittiğinden beri milliyetçi hareketlere girişti. Başbakan onu geri çağıracağına söz verdi.
*- Sayfa No: 678- Belge No: 451- 10. Haziran.1919 ( Amiral Sir A. Cathorpeden Lord Curzona )
…Binbaşı Noel Kürt şefleri ile görüş birliğine varırsa bundan faydalar sağlayacağını söylüyor. Kürt şeflerinden İstanbulda (Seyit) Abdülkadir ve Bedir Han ve daha az önemli kimselerdir. Bunlar şüphe uyandırmamak için Noelden ayrı olarak Kürt bölgelerine gidecekler, … Kürtler henüz Mustafa Kemale karşı ayaklanmadı ama Noel bunu sağlayacağından emin.
*- Sayfa No: 693-Belge No: 464- 21. Temmuz.1919 ( Mr. Hohlerden Sir E. Tilleye )
… Benim problemim KÜRTLER. Noel Bağdattan buraya geldi… Kürtlerin peygamberi olmak istiyor… Korkarım ki Noel bir Kürt Lawrencei olabilir. Mezopotamya şimdi bizim olacağına göre, ona, bir KÜRT DEVLETİ kurdurup kuzey dağlarını böylece koruyabiliriz. (Seyit) Abdülkadir ve onun gibilerle konuştum. Onlara etki edebilmek için biz de Türklere hile yapıyoruz. diye belki beş defa tekrarlamak mecburiyetinde kaldım.. Ancak,Kürtlere fazla güvenilmez. Majestenin Hükümetinin amacı Türkleri azami derecede zayıflatmak olduğuna göre Kürtleri bu şekilde harekete getirmek fena bir plan değil…Kürt partisinde aktif olan tanınmış Kürtler:… Şeyh seyit Abdülkadir (Başkan), Mevlan Zade Rifat (gazeteci), Emin bey (memur). Bunlar, Wilson prensiplerine göre hak iddia ediyorlar….. Sulh şartları Müslümanların çok aleyhine ve Hıristiyanların çok lehine olması üstelik BÜYÜK ERMENİSTAN hakkında söylentiler, Kürtleri Türklerin yanına itiyor.
*-SayfaNo:723-Belge No:478 -9Ağustos.1919
… Avrupalıların verdikleri raporlara göre,İZMİR de ilk adımda Yunanlılar 20 bin Türk 2ü öldürmüşler….Yunan orduları İZMİR halkını sindirmeye çalışıyor.Bütün bölgeyi harabe haline getirdiler
*
….Amerika Trabzon ve Erzurumu içine alan bir ERMENİSTAN ı himaye edecek. Geri kalan dört ilde bir KÜRT DEVLETİ olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor… Başkan Wilson,Türklerin, Kürtlerin ya da diğer Müslümanların Ermenileri korumalarını,aksi halde Türk İmparatorluğunun ortadan kaldırılacağını, kendilerine çok kötü sulh şartlarının zorla kabul ettirileceğini,söylüyor.
*-Sayfa No:742-Belge No:498-27Ağustos1919(Mr.
…KÜRTLERİN ve ERMENİLERİN durumu beni hiç ilgilendirmez.Kürt sorununa verdiğimiz önem Mezopotamya bakımındandır.Diğer taraftan Wilson beni korkutuyor,ajanları devamlı hatalar yapıyor.Noelegelince,fanatiğin biri ERMENİSTAN ın ve KÜRDİSTANIN SINIRLARININ KESİN OLMADIĞI konusunda sizinle aynı fikirdeyim…. KÜRT SORUNU Mezopotamyada tatminkar bir sınır oluşturmak içindir…
*-Sayfa N O:745-Belge No:500,501 -31Ağustos1919(Mr.Balfourdan Lord Curzona)
…İzmirde oturan İngilzler Yunan lıların İzmiri idaresinin çok kötü ve çok haince olduğunu söylüyorlar.Bunun nedeni,YUNANLILARIN ÇOK KÖTÜ YARADILIŞTA İNSANLAR OLMALARI..Amerikalılar,
*-Sayfa No:756-Belge No:509 (Akhisar kontrol memuru tarafından bildirilmiştir)
…Türk askerinin …telefon hatları bile yok..Bu kuvvetlerdeki askerler günde 50 kuruş,subaylar 100 kuruş almaktadır… Bu insanlar Yunalılardan nefret etmektedir ve kahramanlıkları da bilinmektedir. Özellikle dağlık bölgelerdeki ZEYBEK ve YÖRÜKLER korku nedir bilmezler… Yunanlılar köyleri yakıp kadın ve çocukları öldürünce, kadınlara tecavüz edince harekete geçtiler.
*-SayfaNo:763-Belge No:713-17Eylül 1919 (Amiral Sir F.de Robeckden Lord Curzona)
…Bu hükümetin kabul edeceği sulhu milliyetçiler kabul etmeyecektir. 1908 de de, şimdi de Başbakanlar bizim dostumuzdu, Başbakan (sadrıazam) İtalyan komiserinden, şehir milliyetçiler tarafından tehdit edilrse ne yapacağız diye sordu..
*Sayfa No:792-Belge No:523- 27-Eylül-1919 ( Albay Mayner Tzhagemdan Lord Curzona)
… Noel gayet tehlikeli bir şekilde Türklerin aleyhinde çalışıp Kürt propagandası yapıyor.
*Sayfa No:785-Belge No:530,543- 30-Eylül-1919 (Amiral Sir F.D Robeckten Lord Curzona)
… Sultan İngiliz otoritelerinden kuvvet kullanarak milliyetçileri durdurmalarını istedi … Başbakan(Sadrazam) ve içişleri Bakanı ( Dahiliye Nazırı) durumun kötülüğünü kabul ediyorlar ve asileri bastırmak için müttefiklerden izin istiyorlar…Başbakan (sadrazam) Ferit Paşa Hükümeti milliyetçilere karşı savaş ilan etti ve milliyetçilerle konuşulamayacağına karar verdi… İngiltere Türklere karşı olan savaşta başrolü oynadığı halde bugün Türk gazetelerinde ve hatta milliyetçi gazetelerde bile İngiltere iyi bir yerde.
*Sayfa No:817- Belge No:548- 10-Ekim-1919 (Harbord tarafından)
… İstanbuldan Mardine kadar bütün bölgeleri gezdik… Türklerin Ermenileri öldürmek istediklerine dair bir işaret görmedik… Üç ay önce Ermenilerin
tek bir adam kalmayıncaya kadar kesildiğini duymuştuk, halbuki duyduklarımızın hiçbiri doğru değildi.Fransızlar Türkleri mandaları altına almak istiyorlardı, bunun için de dünyanın şüphesini Türklerin üzerine çekmek gerekirdi.
*Sayfa No: 826 Belge No: 549- 15-Ekim-1919 ( Amerikan Radyosu konuşmasından)
… Mustafa Kemal bana dedi ki: Bizim hükümetimiz yabancı hile ve müdâhaleleriyle zayıflatılmıştır. Milliyetçilerin İngiliz ve Fransızlardan yardım aldığı yalandır. İngiliz sermayesi Türkiyeyi mahvediyor. Biz İngilteredeki eski Türk Dostları Cemiyeti Başkanı Adil Beyin 200 bin Sterlin, Konya Valinin 150 bin Sterlin ve belki de Ankara Valisinin bu miktar para aldığını biliyoruz.
*Sayfa No:828- Belge No: 553-19-Ekim-1919 (Mr. Ryandan rapor)
… Milli kuvvetler gittikçe geliştiği için, silahların bırakılmasına rağmen 40 bin kişilik bir hükümet kuvvetinin milliyetçilere karşı kullanılaması istendi.
Başbakan (sadrazam) bu isteği derhal kabul etti. Ancak, İzmirde cinayetlere ve kadınlara yapılan tecavüzlere karşı kurulan kuvvetleri bunlarla karıştırmamak gerekir dedi.
*Sayfa No:831-Belge No:511-14-Ekim-1919 (İngiliz Yüksek Komiserliğinden Amiral Sir D. Robecke)
… İtalyanlar İzmirdeki Müslümanların dinlerini değiştirip İtalyan vatandaşı yapmak istiyorlar… Fakat benim anladığım Türklerden çok korkuyorlar.
*Sayfa No:873- Belge No: 585- 11-Kasım- 1919 ( Amiral Sir F. Robeckten Lord Curzona)
… İstanbula Ermeni ve Rum göçmenleri geliyor. Amerikalılar bunlara yardım ediyorlar… Ayrıca İzmir bölgesinde evleri yandığı ve yıkıldığı için evsiz barksız kalan Müslümanların durumu da bizi hayli utandırıyor. Şimdi her tarafta milliyetçi adı altında çeteler türedi. Mustafa Kemal ve adamları bütün yabancıların ve özellikle İngilizlerin gitmesini istiyor.
*Sayfa No:907-Belge No:609-28-Kasım 1919 ( Mr. Kitsondan Sir. E. Crowea)
… Ermenilerin Müslüman komşularını kesmesinden hiç şüphe etmem… Taşnaklar müthiş bir vahşetle çalışıyorlar… Kürtlere her nekadar inanmasak ta onları kullanmamız çıkarımız gereğidir. Doğu illerine gelince; Türklerle harp etmeden o bölgeleri Ermenistan ve Kürdistan diye bölemeyiz.
*Sayfa No:917- Belge No: 613-28-Ekim-1919 ( 27 Köyün Eşrafından Konyadaki İngiliz Yüksek Komiserinin aldığı mektup)
… Milli kuvvetler adı altında bir grup, Müslüman ve hristiyanları öldürmektedir. Hayvanlarımızı elimizden alıyorlar, telgraf hatlarımızı kesip bizim sizlere haber vermemizi önlüyorlar. Bizim hükümetimiz zayıf olduğu için milliyetçileri ezemez. Milliyetçileri ezmek için İngiliz hükümetinin bize yardım elini uzatması için yalvarırız. Aşağıdaki köylerin eşrafı tarafından imzalanmıştır: < Soğucak Kovanlı – Hacı Yunuslar Dumnu Karabayır Uluslar Seyit Citret Bekle Sat Yalnızca Kiraz – Elma ağaç Beybahin Fakirtepe Ekitse Sarıca Sarıskat Akçapınar – Ahırlı-Günce – Gün – Ali Çerçi Fatma Sorkun Mervesti
*Sayfa No:925 -Belge No:620 9Aralık1919 (Amiral Sir F. de Robekten Lord Curzona)
…Mr. Hohler Kürt meselesi hakkında Kürt başkanı olan Şeyh Sait Abdülkadir Paşayla görüştü. Kürtler bütün ümitlerini İngiliz hükümetine bağlamış durumdalar.Bu ara Mustafa Kemal gittikçe tehlikeli olmaya başlıyor. Kuvvetler , Kürtleri Mustafa Kemale karşı kullanmak için her parayı ödemeye hazırdırlar..
*Sayfa No:932-Belge No:632 -22Aralık1919(Türk meselesi hakkında ikinci toplantı):
…Türk Hükümetinin parasal bakımdan iflas ettiği.Çatalca hattı dışında Türklere yer verilmemesini ,kapitülasyonlara çok benzer bir sistemin kurulmasını,Türk ordu ve donanmasının ancak jandarma örgütü haline getirilmesini,Erzurumun Ermenistana verilmesini,12 adanın Yunanlılara verilmesini,..
*Sayfa No:966-Belge No:633,219 -26 Aralık1919 (Türk meselesinde üçüncü toplantı):
…Kürt kabileleri İngiliz ve Fransız hakimiyetine konacak, KÜRDİSTAN da hiçbir şekilde TÜRK BIRAKILMAYACAK. Bir tek KÜRT DEVLETİ mi yoksa bir çok küçük KÜRT DEVLETİ mi kurulacağı düşünülecek. Ermenilerine Amerikalılar kanalı ile SİLAH sağlanacak … İstanbulda gizli bir örgüt kuruldu .Milliyetçileri vatan haini ilan ediyor…
*Sayfa No:992-Belge No:646- 4 Ocak 1920 (Lord Curzonun notları)
…Türkler Avrupadan atılmalıdır.Amerikalı Senatör Lodge ın dediği gibi; İstanbul Türklerden tamamen alınalı,bir veba tohumu olan; savaşların yaratıcısı,komşuları için bir küfür olan Türkler Avrupa dan silinmelidir.
*Sayfa No:1003 Belge No:647 -25 Aralık1919 (Mr. Ryanın raporu):
…Milliyetçiler şimdi ki yol kullanıyor: Milliyetçi ol, çünkü İslamı kurtaracak tek yol odur. İslama sadık ol, çünkü senin milli varlığını kurtaracak tek yol odur… Bu fikirlerin her ikisi de İslam dünyasındaki İngiliz hakimiyetini mahvedebilir. BİZ; GERÇEK İDEALİ DİN GİBİ DAVRANACAK ÇIKARCI GRUBU İDARECİ OLARAK GETİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ… Panislamizmi ezemeyiz, bu tıpkı Batıdaki milliyetçilik gibidir.Bizim şimdiki amacımız bölmek, arkadş gibi davranıp kazanmak ve sonra hükmetmek olmalıdır…
*Sayfa No:1062-Belge No:667-22Ocak1920 (Amiral Webbden Lord CURZON a):
…Baybutta Şeyh Kürt Ali milliyetçilere karşı harekete geçti..
*Sayfa No:42-Belge No:6 (Lonra Konferansı):
A-Türkiye özerk devlet olmalıdır.
B-Boğazlar uluslar arası olmalıdır.
C-Türkiye özerk ERMENİSTENI tanıyacaktır.
E-Azınlıklar ,kuvvetlerin himayesinde olacaktır. .
Lloyd George göre: Türkler yüzlerce yıl Avrupada kaldılar ve Avrupadaki bütün belaların başı oldular. İstanbul Türk değildir, Yunanlılarındır.Türkler oradan atılmalıdır.
İtalya delegesine göre: Boğazları işgal edelim, böylece Türkler merhametimize kalır
Sayfa No:54Yunanlıların İzmire çıkışına biz izin verdik…Lloyd George, Yunalıların İzmirde ticari çıkarları var, diyor…
Mr.Cambona göre : Türklerin mali kontrolü mümkündür, Türklerden kimse bu işi anlayamaz. Biz bu durumdan yararlanarak Türkleri mali ve idari kontrole alırsak, durum her bakımdan düzelir…. Müttefiklerin Türkiyede çok önemli mali ve politik çıkarları vardır.Boğazları kontrol edip para alsak ,yılda 1 milyon sterlin toplarız…
*Sayfa No: 81-293-Belge No:10-16-Şubat-1920 ( Londra Konferansı)
… Ermenistana altı ilden başka Trabzon ve Adana da verilmelidir. Amerika Ermenistana yardım edecektir… Trabzonda bir tane bile e yok, Ermenisiz bir Ermenistan biraz gülünç olmuyor mu, deniliyor…küçük bir Türk Devleti kurulmalı, Kapitülasyonlar adli işlere de uzatılabilir.Japonyadan kapitülasyonları kaldırdık çünkü, onlar kuvvetliydi başka çaremiz yoktu. Türklerin kafası daha az işler (Turkish mind was far less precise than the Japanese)
Bu nedenle kapitülasyonlar adli işlere de uzatılabilir. Lloyd George ve Lord Curzon,
*Sayfa No: 291,297,300- Belge No:36,37,38- 28.Şubat.1920 ( İngiliz Dışişlerindeki Toplantı)
… Lloyd George, "İstanbuldan Türkleri çıkartmalı"… Mr. Cambona göre: "Bütün sıkıntı Mustafa Kemal Paşa tarafından yaratılıyor ve Sultan onu kontrol edemiyor"… Fransız gruplarının 1/3ü Fransız askerlerinden gerisi yerli Ermenilerdendir… İstanbuldaki komiserimiz, bu olayları önleyemezse Sultanı İstanbuldan atacağımızı bildirerek tehdit etsin… Erzurumun yeni kurulacak Ermeni Devletine katılacağı bir sırada; Mustafa Kemal olmasaydı Ermenilerin bir şansı olurdu… Mustafa Kemalin askerleri hiç para almıyor, onları harekete geçiren vatan aşkıdır.
*Sayfa No:338,358,411,450,570-Belge No:42,45,50,55,62,66 -3-20. Mart.1920 (İngiliz Dışişlerindeki Toplantı)
… Sonuç: Mali işler Türklerin eline hiçbir şekilde bırakılamaz. Ayrıca bütün işgâl masraflarını ve toplanan bu komisyonların parasını da Türkler verecek… Sinyor Litti, "Türkler İzmiri isteyeceklerdir, bizde pekâla, İzmiri işgâl için yaptığımız bütün masrafları verin deriz, tabii Türkler bunu ödeyemeyeceklerine göre İzmirde bize kalır" dedi. Buna karşılık: Loyd George; "bizim Suriyedeki birliklerimiz oradan çıkacak, yani bunun masrafını biz mi, ödeyeceğiz? Hiç böyle saçma şey olur mu? Hepsini Türkler ödemelidir. İngiliz vergi müfettişleri bu iş için 750 milyon Sterlin ödediler, bütün bunları Türklerden altın olarak alacağız, Türklerin altın stoklarını ele geçirmeliyiz" dedi… Mr. Cambon, "ilk yapacağımız iş bunların milliyetçi liderlerini yok etmek olmalıdır" … Lloyd George, Sultan(Vahdettin)a şöyle deriz: Biz bütün etleri alıyoruz sen de birkaç kemikle yetin. Gerçekte Türkiyeden geriye ne kaldı?
En zengin, en verimli toprakların hepsi ve imp.luğun yarısı gitti. Bütün bunlara ilâveten Boğazlar işgâl edildi, üstelik bütün masrafları da Türkler ödeyecek…Türklerin şöhreti yalancı bir şöhrettir ve müttefikler hâlâ bu şöhretten dehşet duymaktadırlar. Türklerle ancak savaşarak başa çıkılabilir … Bir Ermenistan kurma hülyası ölecektir ancak bu bir Kürdistan kurulması anlamını taşır. Müttefik kuvvetler Türk kuvvetlerini gözlerinde fazla büyütüyorlar, şimdi bizim 160 bin ve Türklerin 80 bin askeri var. Fransız, İngiliz, İtalyan ve Yunanlılardan oluşan, her iki asker bir Türk askerini yenemez ise Türklerin bütün isteklerini kabul edelim"…Mr. Cambon, "Türklerin hiçbir kaynakları yoktur derken yanılıyorsunuz. Şayet Türkler kızarlarsa, Yunanlıları İzmirden denize dökerler"… Aynı tolantıda alınan kararlardan:
1. İstanbul resmen işgâl edilecek ve bahane olarak Türkiyedeki azınlıklara kötü davranıldığı ileri sürülecek.
2. Türklere sulh şarlarını kabul ettirirken, çıkacak ayaklanmalara karşı koymak için İstanbuldaki milliyetçi liderler tevkif edilecek. İstanbul Hükümetine 24 saat süre verip Mustafa Kemali ve bütün kuvvetlerini dağıtması istenecek. Aksi halde, Yunanlıların bu işi yapacağı söylenecek.Mr. Churchill, "Biz bir taraftan Mustafa Kemale mektup gönderelim diğer taraftan da Yunanlılara fırsat verip Mustafa Kemalin adamlarını yakalatalım, böylelikle Türklerin prestijini sıfıra indiririz."
3. Tarihi ve artistik değeri olan mallar alıp götürülecek.
Lord Curzon: "Türkler için askerlik mesleği tamamen kapanmıştır. Şüphesiz Türkler askerlik yapmak isterlerse başka bir yere gidebilirler. Fransız lejyonu onları kabul edecektir. Maafih İngiltere buna dahi itiraz eder. Çünkü, Türkler diğer düşmanlarımızdan çok farklıdır, başka bir yerde bile askeri eğitim görmeleri iyi değildir."
*Sayfa No: 642-Belge No:71 2. Ek. -25.Mart.1920 (Gelecekteki Ermeni Devletinin kurulması hakkındaki rapor.)
Ardahan, Batum ve İmer Vadisi verilecektir. Ermenistanın, Kürdistan ve Türkiye ile olan sınırlar şöyledir: Karadenizde Yanbatı Deresi… Erzurum ilinin batı sınırı, Bitlis suyu
*Sayfa No:93-Belge No:1/98-18-26. Nisan.1920 (Sanrema Konferansı)
…Türkiyenin sınırları: Erzurum Ermenilere verilecektir. Böylece, büyük Ermeni Devleti teorisi yerine gelecektir. İtalyan Nitti, "…Erzurumda Türkler çoğunlukta olduğu için bir yolunu bulup Türkleri oradan atmalıyız. Erzurum, son zamanlarda milli hareketin merkezi olmuştur." Mr. Berthelot, "Mustafa Kemal ve kuvvetleri rüşvet verilerek yada başka bir yoldan ortadan, kaldırılabilir." … Mr. Aharonian, "Mustafa Kemalin ordusu, sizin sandığınızdan çok daha küçüktür ve başı boş bir ordudur."
…Lloyd George, "Eğer, Erzurumsuz Ermenistan olacaksa, bu hiçbirzaman bir Ermenistan olmayacaktır" dedi.
… Azınlık gruplarının her türlü hakları korunacaktır. İleride hür Kürdistan kurulması sağlanacak, Güney-Anadoluda İtalyan, Diclenin batısında İngiliz çıkarları korunacaktır. Yunanlıların çıkarı olan bölgeler, Yunanlılara verilecektir. Türkiyenin herhangi bir yerinde özel çıkarları olan büyük devletler o bölgedeki azınlıkları da idaresi altına alacaktır.
*Sayfa No:324-Belge No:33- 21. Haziran.1920 (Villa Belledeki toplantı)
… Lloyd George, "Mustafa Kemalin başarısı Araplara da sıçrayabilir, bu nedenle mutlaka ezilmesi gerekir… Yunanlıların çarpışma yeteneğini büyüttük, Türklerinkini de küçülttük."
*Sayfa No:443-Belge No: 47-7. Temmuz.1920 ( Villa Franeusedeki toplantı)
…İstanbul Hükümeti yanlı bizim için değil, bütün dünya için tehlikeli olan Türk milli hareketini bastırmakta bize yardımcı olabilir… Savaşın iki yıl uzamasına sebep olan Türklere hiçbir şekilde merhamet edemeyiz…Mr. Venizalos, "İmkânı olsa Türklere silahtan başka bir yol kullanabiliriz fakat Türkler silahtan başka bir şeyden anlamazlar."
*Sayfa No:553-Belge No:62-11.Temmuz.1920
…Türk Hükümetine verilen cevap: Türk Hükümetinin mesajını dikkatle inceledik. Türkler… savaşa girerek insanlığın kayıplarına ve sefaletine sebep oldular… milyonlarca insanın ölümüne ve milyarlarca sterlin kaybına sebep oldular. Dünyada özgürlüğün yeniden kurulması için Türkiyenin ödeyeceği bedel çok fazladır… Türklerden başka ırklar devlet haline getirilecektir. İzmir ve Trakya Türklerin elinden alınacak, Amerikan Cumhurbaşkanı (Wilson) nın karar vereceği sınırlar içerinde hür bir Ermenistan kurulacaktır… Türklerin uygar dünyaya bir daha ihanet etmemesi için sıkı tedbirler alınacaktır bu sebeple Türkiye küçük bir devlet haline getirilecektir… Türk halkının emperyalist arzuları silinecektir.
Boğazların özerkliği konusuna gelince:
Boğazlardaki bütün askeri tesisler tıkılacak, sahiller ve adalar silahsız hâle getirilecektir.
Silahsızlanma masrafları Türkler yada Yunanlılar tarafından ödenecektir.
Adalarda müttefik kuvvetler haricinde hiçbir asker bulunmayacaktır.
Türk Jandarmaları bizim emrimiz altında olacak, Türk borçlarının hepsi Türkler tarafından ödenecektir. Eğer, anlaşmayı imzalamazsanız Avrupadan kesin olarak atılacaksınız. İncelemeniz için 10 gün müddet veriyoruz.
*Sayfa No:846-Belge No: 98-22-23. Ağustos.1920 (İngiliz ve İtalyan Başbakanlarının görüşmesi)
…Llyod George, "Türkler bize ihanet ettiler. Çanakkalede binlerce insanımız öldü. Şimdi Türklerin ölümüne kim bakar."
*Sayfa No:589 Belge No:533-11. Nisan.1920( Lord Curzondan Mr. Wardropa)
…Ermeni Bogos Nubar Paşa ve Mr. Ahoromiyanı azarladım. Türkleri öldürmek için silahların Azerbaycanlılara karşı kullanılmasının aptallığını anlattım.
*Sayfa No:629- Belge No:590- 4. Temmuz.1920 ( Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Mr. Khatissian, 25 bin tüfek aldıklarını, ayrıca Ermeni ordusunda 30 bin Rus yapısı tüfeğin ve bir milyon merminin bulunduğunu Yunan ilerlemesi başlayınca Ermenilerin de derhal saldırıya geçeceklerini bildirdi.
*Sayfa No:4- Belge No:6-23.Şubat.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
…Anadoludaki bütün hareketler Mustafa Kemal Paşa tarafından düzenlenen milli hareketin parçaları olarak düzenlenmektedir… Damat Ferit milliyetçi harekete karşı asker göndermek istiyor… Aldığımız kararlara saygı göstermeyen tek halk Türk halkıdır.
*Sayfa No:17,26-Belge No:17,23-9.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Cırzona)
… Türkler Yunan idaresi altına girmezler, özellikle Yunanlıların İzmirde yaptığı kepazelikten sonra İngiliz subayları ve bizim adamlarımız Türkleri öldürmekte, Yunanlılarla iş birliği yapıyorlar. Bizim Türklere gösterdiğimiz şiddet anlaşılır şey değildir… Türkler müthiş savaşçıdır, cephaneleri azdır, hiç ulaştırma araçları yoktur… Türklerle yapılacak sulh anlaşmasında Kürdistanda Türklerin hiçbir hakları kalmayacaktır. Kürdistanda durumdan emin olmalıyız, Kürtler bile ne istediklerini bilmiyorlar. Erzurum Türklerin en kuvvetli kalelerinden biridir, çok büyük bir Türk toprağının Ermenilere verilmesine göz yummazlar… İngiliz İmp.luğu bir zamanlar Türk İmp.luğunun olan bütün bölgeleri elde etmiştir.
*Sayfa No:43-Belge No:27-18.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Anadolu hareketinin nedeni Yunan işgali ve yaptığı dehşet verici eylemlerdir. Ayrıca büyük Ermenistan ve Pontus Devletlerinin kurulması bu hareketin sebebidir.
*Sayfa No:49-Belge No: 33-26.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Kürdistan Türkieden tamamen ayrılıp özerk olmalıdır. Ermenilerle Kürtlerin çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbuldaki Kürt Klübü başkanı Seyit Abdülkadir ve Paristeki Kürt delegesi Şerif Paşa emrinizdedir.
*Sayfa No:51-Belge No:36-30.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
….Başbakandan (Sadrazam) Mustafa Kemali kötülüyen ve onları hükümetin emrine karşı gelen asiler olduklarını bildiren ve halkın hükümete bağlı olması gerektiğini anlatan bir yazı aldık.
*Sayfa No:61,62-Belge No:48,50-11-15.Nisan.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Damat Ferit(Başbakan) 7.Nisanda bana geldi, milli hareketi bastırmak için her çeşit moral baskıyı kullanacağını söyledi. Milli harekete karşı organize edilen Aznavur, hükümetin elinde ilk silahtır. Aznavur,Bandırmayı işgâl her türlü etti. Hükümet onu Balıkesir valisi tayin etti ve ayrıca İngilizlerden de yardım istedi. Ben, milliyetçileri ezmek için yine hükümete her türlü yardımı yapacağımı söyledim… Hükümet, milliyetçileri lânetleyen bir bildiri yayınladı, milli harekete karşı bir seri fetva ilan etti.
*Sayfa No:108 -Belge No:103-28. Temmuz.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Damat Ferit bana geldi, "Sulh anlaşmasına göre Kürtler ayrı bir devlet olacaklardır, Kürt liderleri Mustafa Kemali sevmez… Siz Mustafa Kemalden nefret ediyorsunuz çünkü o, sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor. O halde Kürtleri Mustafa Kemale karşı birlikte kullanalım" dedi.
*Sayfa No:113- Belge No:110- 1. Ağustos.1920 ( Amiral F.de. Robeckten Lord Curzona)
… İstanbulda vaziyet karışık… Şeyhülislam ve Ticaret Bakanı
*Sayfa No: 146 – Belge No:144- 23.Eylül.1920 (Mr. Raynın Anadolu Milli Hareketi hakkındaki notu: )
… Türkler yapılan sulhu çok sert ve adaletsiz buldular. İstanbul hükümeti son derece zayıf ve iflas etmiş durumdadır. Milliyetçiler de zayıf, Yunanlılar ise zırhlar içinde pırıl pırıl ve hazır… İtalyanlar politik ve ekonomik bakımdan Türkiyeyi emmek istiyorlar. Kürtlerin, Türklerden ayrılmaları çok güç. Böyle olmakla beraber majestenin hükümeti Kürtleri Kemalistlere karşı kullanabilir. Anadoluyu milliyetçiler karşı cesaretlendirmeliyiz. Halkın milliyetçilerden bıkkın olduğu teorisini yaymalıyız. Ferit Paşa (Başbakan) Anadoluya bir grup gönderip kendi halkı kandırmaya çalışacak…
*Sayfa No:151,154-Belge No:147,150-1-4.Ekim.1920 (Amiral Sir F.de Robeckten Lord Curzona)
… Damat Ferit (Başbakan) şahsi emniyetinden, Sultanın emniyetinden ve kendi adamlarının emniyetindenkorkmaktadır. Eğer milliyetçiler Türkiyede idareyi ele geçirirlerse, kendisinin ve Sultanın hayatının himayemiz altında olduğunu söylememe izin verir misiniz?… Ferit, "Sultana etki eden tek insan olduğunu veİngiliz dostluğunu kendisinin yarattığını" söylüyor.
*Sayfa No:157-Belge No:152- 5.Ekim.1920 (Venizelostan Llyod Georgea)
… Türk hükümetinin Mustafa Kemali ortadan kaldıramayacağına kanaat getirdim… Mustafa Kemale karşı tedbir olarak:
*Sayfa No:163-Belge No:161- 23. Ekim.1920 (Lord Curzondan Lord Derbye )
… Damat Ferit istifa etti, şimdi yeni başbakanı ve Sultanı elde etmeliyiz.
*Sayfa No:181-Belge No: 179-22.Kasım.1920 ( Sir H.Rumboltdan Lord Curzona)
… İzmirden gelen askeri raporlar iyi değil. Yunanlılar bile askeri disiplinleri olmadığını itiraf ediyorlar. 3. birliğin komutanı Kondylis Salihliden kömür vagonlarının altına saklanarak kaçmış, öyle görünüyor ki Yunanlılar tek başlarına bu işi yürütemeyecekler.
İzmirin taşı toprağı ATATÜRK’ tür
İzmir'de kayalara yapılan Atatürk büstü...
Resimlerde bu yıl yapımı biten Atatürk büstünü göreceksiniz.
Büstün yüksekliği Rio de Janeiro’daki İsa heykelinden daha fazladır.
İzmirin taşı toprağı ATATÜRK’ tür.


.
29 MAYIS İSTANBUL’un FETHİ DEĞİL İSTİRDADI’DIR. #DERİNTARİH
“İstirdat”, Arapça geri alma demektir.
•İstanbul’un tarihi, 100.000 yıl önce Yarımburgaz mağarasında başlar. Burada mastodont (ilk filler) kemikleri bulunmuştur (Prof.Ş.A.Kansu, Prof.Kökten-1964/9182 Sec.Prehis.İst.Üni.- Ercüment Özbay)
•Prof.A.Batur bu tarihi 300.000’e indirir; bulgular arasında üzerinde “Tanrıyla Özdeşleşme” anlamına gelen OZ ve OQ damgaları işlenmiş iki toprak kap bulunur.
İkinci yerleşim bölgesi:
•Bugün metrobüs durağının bulunduğu FİKİRTEPE HÖYÜĞÜ’dür; üzerinde, “günahsız olma”, “yeryüzü kişisi” demek olan OQ damgaları bulunur. OQ damgalarının diziliş şekli dört cihanda Tanrı’ya ermiş yani, GÜNAHSIZ olma anlamını veren şekil oluşmuştur.
•İstanbul Arkeoloji Müzesinde 3442 ve 7750 numaralar ile kayıtlı bu iki kabın tarihi, Müze Müdürü Prof. Alpay Pasinli tarafından, M.Ö. 6.000 olarak tespit edilmiştir. (İstanbul Arkeoloji Museum A.Turizm y.1995 İst.)
Ön-Atalarımız bu tarihlerde İstanbul yöresine yerleşmiş bulunmaktadırlar.
Üçüncü yerleşim bölgesi:
•Silâhtarağa. Bakır Çağı’ndan sonra çıkar.
Kalemi Kâzım Mirşan’a bırakalım:
•M.Ö.1980 yıllarına
•Anadolu ve Rumeli arasında Orta Asya’dan at üstünde gelen
•kişiler
•AT ÖZE, AQ URUQ SÖK(erek)İstanbul Boğazı’nı geçerek
•Erenköy’de ak mermer sütunlu ve süslü mermer kornişli bir saray yapmışlar ve binanın giriş kapısının üstüne güzel bir Ön-Türkçe ile
•UW-ON: AT-ATA, UÇ ËTİLİS ËSİS cümlesini yazmışlardır
anlamı:
•Uw=Kutsal…ON=Hun…At-Ata=Ata ad’lı…Uç=Lider…Ëtilis=Ediliş…Ësis=Anısına Cümle hâlinde:
•Kutsal Hunlar: ATA’nın Lider Ediliş Anısına
Orta Asya’dan gelip yerleştikleri Erenköy’den genişleyerek İstanbul’da ilk Ön-Türk devletini kurmuşlardır:
•OY-URUM ATIN…Ve Başkent’in adı: OY-OĞ, İstanbul’un ilk adı (Orta Asya’dan itibaren bu tarih, Moğolistan’da bulunmuş olan Şİne-Usu ve Taryat Bitig taşlarında okunur, Yazıları taşa vuran Öñre- Biñabaşı – Anadolu Proto Türkleri K. Mirşan…
İstanbul sonradan
•ASTAN-BOLIQ adını almış bu, Selânikli gramerci Nikeferos tarafından
•EİS-Tin POLİN şekline sokularak Grek olduğu tüm dünya ve tarihçilerine yutturulmuştur
Ön-Türkleri bilmeyen ya da bilmek istemeyen tarihçiler Oy-Urum Atın’ı atlayarak
Dördüncü yerleşim bölgesi diye Sarayburnu’nu vermişlerdir:
•Delf tapınağındaki kâhinlerin önerisiyle yola çıkıp Sarayburnu’na yerleşen ve İstanbul’un tarihini M.Ö. 900’lerde başlatan VYAZ’ın yerleştiği LİGOS adlı balıkçı köyü .
Tarihçilerin kabul ettikleri bu 9’uncu yüzyıldan sonra tarih birden M.S. 330’a sıçrar
•Putperestliğini korumuş olan Roma İmparatoru Konstantin İstanbul’u Başkent yaparak
•DOĞU ROMA İMPARATORLUĞU’nu kurar
Bu İmparatorlukla, kudretini kaybetmiş, gevşemiş ve yozlaşmış olan Ön-Türk siyasal kuruluşunun yerini bir Hıristiyan devleti olan Doğu Roma’ya bırakması üzerine İstanbul’a yerleşmiş olan Hıristiyanlık
•Esas olan halk Ön-Türk halkı ve esas dil Ön-Türkçe olduğu için hıristiyan âyinleri Ön-Türkçe olarak yapılmıştır. Bu âdet yaklaşık M.S. 800’lere kadar sürmüştür
İstanbul’daki Aya İrini ve Aya Sofya ve Trabzon’daki Aya Sofya kiliselerinde Ön-Grekçe denildiği halde bir türlü okunamayan yazılar Kâzım Mirşan tarafından Ön-Türkçe okunmuşlardır ( Anadolu’nun Esas Sahipleri Ön-Türkler, H.Tarcan 2013 İst.)
Yukarıda gördüğümüz balıkçı köyünün adı LİGOS, burada akan suyun bu köye verdiği addır; fakat Ligos ad değil, Ön-Türkçe bir cümledir.
•ËL-İG OS…El= Halk…İG= Su…Os= Yüce …Halkın yüce (şifâlı) suyu
Bizans adına gelelim: Dünyayı Grek yapmak becerisini gösteren Yunanlılar Doğu Roma İmparatorluğunun adını
•Doğu Roma Grek İmparatorluğu şeklinde tarihçileri alıştırmışlardır.
Ön-Türkçe olan BİZAS’ı
Doğu Roma’nın bir öteki adı sanıp bundan Bizans, Byzantium şekilleri icat edilmiştir.
•Burada (A) şeklinin Ön-Türkçe
AT, ruhun Tanrıya atılması demek olduğunu bilmemektedirler.
Bu damganın varlığı BİZAS diye okunan kelimenin aslında ÖN-Türkçe bir cümle olması gerektiğini de düşünememektedirler.
Bu nedenle Avusturyalı Dilci Paul Kretschermer, Bizans kelimesinin kökenini
•BİEZAS; BUEZAS; BEUSANTİS kelimeleri arasında aramış ve bir türlü bir köken bulamamıştır. (Prof.A.Erzen, İstanbul’un Kuruluşu)
Bu cümlenin Kâzım Mirşan tarafından okunmasını bekliyoruz. Ortaya çıkacak cümle Ön-Türklerin buradaki varlığı hakkında büyük ipuçları verecektir.
İstanbul’u Bizans sanıp onu Konstantinopolis diye ısrarla söylerken Türklere diş gıcırtmaları artık sona erecektir.
BİR KERE DAHA:
•1453 İstanbul’un esas Sahibi Türkler’e dönüş tarihidir; şenliklerimizi buna göre değerlendirelim.
Halûk Tarcan Bilimsel Araştırmacı (CNRS-Paris)
TARTIŞMA KÜLTÜRÜ ve HOŞGÖRÜ…!!!
Milli benliğini yitirmiş uluslar, başka milletlerin
avıdır.
Mustafa
Kemal ATATÜRK
Değerli arkadaşlar,
Geçen 3 yıldır sizlere iletmiş olduğum TARTIŞMA KÜLTÜRÜ ve HOŞGÖRÜ başlıklı yazımı yeniden
göndermek zorunda kalıyorum. Çünkü günümüzde yapılan tartışmalar, yine kırıcı
ve üzücü düzeye indi. Güzel ülkemizde daha kaliteli ve daha hoşgörülü ve
de tüm halkımıza örnek olacak tartışmalar bekliyoruz. Umarım yöneticilerimiz ve
danışmanları da bu uyarımızı dikkate alır, yaşanan durumun farkına varırlar.
Geçen hafta AB-D emperyalizmi tarafından
bölünen eski Yugoslavya’ya gittim. Bölünme sonucu ortaya çıkan Makedonya,
Karadağ, Arnavutluk, Hırvatistan ve Bosna Hersek gibi yeni devletleri gezdik. Çok üzücü ve düşündürücü olan, bu ülkelerin insanları eskiden
dost ve kardeş iken birbirlerine düşman olmuşlar. Tito tarafından kurulan
ulusal birlik ve beraberlikleri kalmamış. Şimdi ise ekonomik olarak AB-D
emperyalizminin eline bakar ve onlara muhtaç hale gelmişler.
Güzel ülkemizi de bölmek, ulusal birlik ve
bütünlüğümüzü yıkmak isteyen AB-D emperyalizminin balkanlarda uyguladığı vahşi
ve yıkıcı eserini sizlerin de görmenizi isterim. Hemen
yanımızda oluşturulan bu faciayı unutmayalım ve yüce önderimiz Mustafa Kemal
ATATÜRK’ümüzün kurup, bizlere emanet ettiği güzel ülkemizin ulusal birlik
ve beraberliğini koruyalım.
Sevgi ve saygılarımla (18.06.2013).
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
TARTIŞMA KÜLTÜRÜ ve
HOŞGÖRÜ…!!!
İnsanlığın kurtuluşunu sağlayacak en
büyük erdem, hoşgörüdür.
Dale
CARNEGIE
Değerli Arkadaşlar,
Tartışma kültürü, farklı
fikirlerinde var olabileceğine inanan ve kabul eden kişilerin en önemli çağdaş
özelliğidir.
Güzel ülkemizin ulusal bağımsızlığı ve mutlu geleceği için tartışma kültürümüzü
geliştirmemiz gerekirken, ne yazık ki giderek azalıyor. En küçük bir tartışmaya
bile başlayamıyoruz. Hemen kavga çıkıyor ve çatışmalar başlıyor, silahlar
konuşuyor, yok yere canlarımızı kaybediyoruz.
Tüm milletimize örnek olması gereken
kurumlarımızda bile gereken nezaket ve hoşgörü kültürümüzü yerleştiremediğimiz
için tartışmalarımız üzücü, kırıcı ve nefret edici olaylarla sonuçlanıyor.
Tartışmacılar sonra pişman olup, özür diliyorlar ancak olan o sırada mağdur
kişilere oluyor. Yaşanan acı olaylar, halkımız için kötü örnek olarak yıllarca
unutulmuyor.
Neden bu yüzyılda bile kaliteli bir tartışma
yapamıyoruz? Çünkü toplumumuza, küçük yaşlarda
başlayan, sağlıklı bir tartışma kültürünün oluşmasını sağlayacak, karşı
fikirlere saygı duyacak şekilde bir eğitim veremedik. Bu konuları
irdeleyen ve halkımıza örnek olacak şekilde tutum sergileyen yazılı ve görsel
medyamızı oluşturamadık. Çağdaş yazar ve düşünürlerimizin her türlü baskıya
rağmen bizlere sunduğu tartışma ve haber programlarının kaldırılmasına da engel
olamadık.
Örneğin;
- Saygıdeğer Emre Kongar ve Mehmet Barlasın NTV de yıllardır sunduğu “Yorum farkı” isimli tartışma programı kaldırıldı.
- Pazar günleri Star TV de Ruhat Mengi’nin sunduğu “Her açıdan” tartışma programı da kaldırıldı,
- NTV de Can Dündar’ın sunduğu kaliteli haber programı yok artık,
- Star TV satıldı. Yılmaz Özdil’in katkılarıyla hazırlanıp Uğur Dündar tarafından sunulan ve her yıl birçok ödül alan haber programı da yok artık.
Bu programlar, yaşadığımız olaylar ve ulusal
sorunlarımızın çözümleri için uyarı ve öneri paketleri içermekteydi. Gerçektende yöneticilerimiz ve danışmanları tarafından ders
alınacak, görevleri sırasında daha az hata yapmalarını sağlayacak bu programların
devamı herkesin yararına olacaktı. Ne yazık ki kaldırıldılar.
Esasen bazı TV’lerde tartışma
programları var ve devam ediyor. Ancak bunların pek çoğunda yöneticilerimize
yaranmak ve destek vermek uğruna tartışmalara yer veriliyor. Yeni öneri ve
uyarı üretmek yerine, yapılanları sadece savunma ve onaylama peşindeler. Ne
hikmetse birçok tartışma programlarına davet edilen kişiler de hep aynı ve
izlemekten bıktık artık.
Değerli arkadaşlar,
Karşılıklı nezaket kuralları içinde
yapılacak tartışmalar; taraflara, arzu edilen çözüm önerilerini getirir. Ve hem
kendileri kazanır hem de toplumumuz kazanır. Yani eleştiriye izin vermek ve
hoşgörü göstermek, yanlış yapılmasını önler.
Sonuç olarak; kavga
etmeden tartışmak, hakaret etmeden eleştirmek, yapıcı eleştiri üretmek bizleri
daha çağdaş ve medeni toplum yapacaktır. Umarım tüm yöneticilerimiz ve
danışmanları da kendilerine yapılan eleştirilere karşı hoşgörü gösterip,
onlardan yararlanırlar.
Sevgi ve Saygılarımla
(13.12.2011).
Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Neden 'Türküm' diyoruz ve Tarihi Büyük Analiz: Yalan Projeler, Ilımlı İslam, Terör, BOP vd
Tarihi Büyük Analiz: Yalan Projeler, Ilımlı İslam, Terör, BOP 'ini Türkiyeye Kurdurmak ve diğer Büyük Oyunlar üzerine Tuğamiral Türker Ertürk'ün Frankentahl ADD'nin Almanya'da düzenlediği paneldeki konuşması:
(http://cevdetalbay.wordpress.com/video)
.
(http://cevdetalbay.wordpress.com/video)
.
El Kitabınız; Başucu Kitabınız
Her Türk çocuğunun yaşamında en az 2 kez okuması gereken kitap, Nutuk'dur.
Atatürk'ün kurtuluş savaşı öncesi savaş sırası ve ilk TBMM dönemlerinde yaşadığı güçlükler ile bu güçlüklere karşı nasıl mücadele verdiğini anlatan bu değerli eserin son derece net bir ses kaydını, Atatürk'ün görüntüleri ile birlikte izleyeceksiniz. Okumak için zamanı olmayanlar yada okuma güçlüğü çekenler için güzel bir seçenek.
Sesini Mp 3 şekline dönüştürüp cep telefonunuza da yükleyebilirsiniz:
.
Atatürk'ün kurtuluş savaşı öncesi savaş sırası ve ilk TBMM dönemlerinde yaşadığı güçlükler ile bu güçlüklere karşı nasıl mücadele verdiğini anlatan bu değerli eserin son derece net bir ses kaydını, Atatürk'ün görüntüleri ile birlikte izleyeceksiniz. Okumak için zamanı olmayanlar yada okuma güçlüğü çekenler için güzel bir seçenek.
Sesini Mp 3 şekline dönüştürüp cep telefonunuza da yükleyebilirsiniz:
.
“Tek bayrak” dediler… “Tek vatan” dediler… “Tek dil” dediler… “Tek millet” dediler…
“Tek bayrak” dediler… “Tek vatan” dediler… “Tek dil” dediler…
“Tek millet” dediler…
Bunları söyleye söyleye oyları kaptılar, iktidarlarını sağlamlaştırdılar.
Sonra…
Türk Bayrağı’nı minder yapıp, il kongrelerinde üzerine oturdular. Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında terör örgütünün paçavrasına saygı duydular da tek Türk bayrağının açılmamasını küçük bir kınamayla geçiştirdiler.
Tunceli’nin adı Dersim, Diyarbakır’ınki Amed, Adıyaman’ınki Semsür oldu. Köylerin tabelaları bile asıldı:
Çiçekliyurt artık ŒngÓcÓ, Kabahıdır da Qubaxıdır.
Tek milletten söz etmek ise artık en büyük ırkçılık! Bu yüzden CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler az daha ipe gönderiliyordu… Hem de bunlar tarafından değil; bunların CHP içindeki uzantıları tarafından!
Tüm milliyetçilikleri ayaklarının altına alıp paspas yaptılar.
Atatürk milliyetçiliğini de elbette!
Bu arada Atatürk’ün adını, fotoğraflarını okullardan, meydanlardan kazımaya başladılar. Sonra onun en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’ni Ziraat Bankası’ndan ve Sağlık Bakanlığı’ndan sildiler!
Peki; vatandaş ne diyor bu işe?
Bir kısmı dut yemiş bülbül… Ağzı var, dili yok!
Bir kısmı ise…
İşte bu yazıda size bu “ikinci kısmı” anlatacağım!
İsimlere alınan ek!
Facebook’ta da Twitter’da da kişisel sayfam yok… Ama üniversiteli oğullarım ve kızlarım benim bu açığımı kapattı; Facebook’ta bir sayfa açtı. Bu sayfa da hatırı sayılır bir okur kitlesi tarafından takip edilmeye başlandı.
Önceki gün girdim Facebok’a, açtım https://www.facebook.com/
Neyle karşılaştığımı anlamadım önce:
TC Ersin Yıldız…
TC Türkan Dinçer…
TC Melek Parman…
TC Bünyamin Kaymak…
TC Taci Demir…
TC Diler Saygısever Göktürk…
TC Azime Demirtaş…
Devlet, tabelalardaki TC’yi siliyor ama vatandaşlar kendi isimlerinin başına TC koyuyor!
Şimdilik bu kadar!
Bu ikinci grup; şimdilik suskun… Arada bir, dün olduğu gibi Silivri’ye gidip bağımlı yargıya tepki gösteriyorlar, 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta, 30 Ağustos’ta, 29 Ekim’de bayramlarını kutlamaya, 10 Kasım’da Atatürk’ü anmaya çalışıyorlar.
Bir de Facebook’ta iktidarı eleştiren gönderileri paylaşıyorlar.
Sadece bu kadar!
Düşünün: İktidarın ve iktidara yakın şımarık ve arsız medyanın yok saydığı milyonlarca insan, bugün Facebook’ta ve Twitter’da adlarının başına TC’yi koyuyorsa… Yarın da bu ülke için canlarını koyacaklarının gizli yeminini etmiş olmuyor mu?
Meydanı boş sananlara…
Ülkeyi babalarının çiftliği gibi yönetenlere…
Azdıkça azanlara, coştukça coşanlara, yedikçe yiyenlere duyurulur!
Siz TC’yi taştan, tenekeden silersiniz; biz yüreklerimize kazırız!
İnanmıyor musunuz bana; girin Facebook’a, Twitter’a, TC’leri kendi gözünüzle görün!
Her yaştan, her cinsten, her gelir ve eğitim grubundan milyonlarca kişi, TC’yi ilk isim yapmış, görev vaktini bekliyor.
Siz girip okuyana kadar ben devam edeyim:
TC Seher Nigar…
TC Fadime Direk…
TC Tülin Teralın…
TC Fatoş Üzgün…
TC Kurtuluş Meydan…
TC Mustafa Mutlu!
GÜNÜN SORUSU
Bu yazıyı 7 Nisan 2013 Pazar gecesi saat 23.00’te yazdım. Sabah Ergenekon duruşmasını izlemek için Silivri’ye gideceğim. Sorum, benim gibi oraya gidip yargılamayı izlemeye hazırlanan vatandaşlara:
Silivri’ye vardığınızda barikatlarla, ‘robocop’larla, panzerlerle, tazyikli suyla ve biber gazıyla değil de hukuka saygılı görevlilerin kibar davranışıyla karşılanırsanız şaşır mısınız? Şaşırırsanız bu bile bir şeylerin bugüne kadar doğru yapılmadığını göstermez mi?
Uyan Türkiye (35)
Özel yetkili mahkeme, Ergenekon davasında ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen ve kansere yakalanan bilim insanı Fatih Hilmioğlu’nu bir türlü tahliye etmiyor! O tahliye edilmediği için ölümcül “uyku apnesi” hastalığına yakalanan Emekli Üsteğmen ve Avukat Serdar Öztürk de tedaviyi reddediyor.
Zaten Hilmioğlu da uzun zamandır tahliye talebinden vazgeçti, “Daha ağır hasta olan tutuklular var, onlar tahliye edilmeli… Asıl cinayet onların durumu” diyor! İşin en acı taraflarından biri de devleti yönetenlerin Silivri’deki tutukluların uğradığı bu insanlık dışı muameleyi görmezden gelmeleri…
Tam 34 gündür duygu ve düşüncelerimizi yazıp, en azından vicdanlarıyla yüzleşmelerini sağlamak için faks ve e-postayla sorumsuz devlet sorumlularına ulaştırmaya çalışıyoruz…
Pazar günü size “Tamam mı, devam mı? Kampanyayı burada keselim mi; yoksa hep birlikte ve daha da güçlenerek devam mı edelim?” diye sordum.
Gelen yanıtların yüzde 90’ı “Devam” oldu…
O zaman… Yarın, kaldığımız yerden mektuplara devam ediyoruz!
Vatan
.
Bizim bir vatanımız olacak mı?
Bizim bir vatanımız olacak mı?
Bülent ESİNOĞLU
Bu soruyu sormanın vakti geldi mi?
Geldi.
Çünkü Türk olmayan yöneticilerimiz, Türklerin vatan sahibi olmaya hakkı
yok diyor.
Belki de, sessizliğe bakarak, bizi vatansızlaştırmanın kolay olacağını
sanıyorlar.
Aile reisisiniz, evinizin bahçesine, gelmiş birileri başka bir ev inşa
ediyorlar.
Yarın, öbürgün birileri de gelmiş, salonunuzun ortasına yerleşmiş.
Üstelik bahçenize inşaatı yapan, inşaatın
tapusunu Meclisten çıkarılmasını istiyor.
Sizin böyle durumlarda güvenliğinizi sağlayan güvenlik güçleriniz, sizi
satmış, silahını terk edip istirahata çekilmiş.
Bahçenizdekilerin ise eli silahlı korumaları var.
Artık sizin bir eviniz yoktur.
Eviniz aslında sizin bir güvenliğinizdi.
Dışarıdan gelen tehlikelere karşı, akşam kapınızı çekip, rahat
uyuyordunuz.
Artık otele çıkmanız iyi olur.
Eski evinizde yaşamanın bir anlamı kalmadı.
Zaten güvenip beni yönetsin diye her şeyinizi teslim ettiğiniz yöneticileriniz de, ayaklar altına alacağınızı söylüyor.
Artık Türklerin vatan sahibi olmaya hakkı yoktur.
İçine başka inşaatların yapılmasına müsaade ettiğiniz gün, bir vatan
sahibi olma hakkını kaybettiniz.
Vatan sevgisi, delikanlının sevgilisine olan aşkına benzemez.
Bu meselede, sevgi denilen şey; sorumluluktur.
Sorumluluğunuzu yerine getirmiyorsanız, vatan(ev) sahibi olmaya hakkınız
yoktur.
Batı zaten sizi Anadolu’da fuzuli işgalci olarak görüyor.
Anadolu’yu vatan yapan, Türklüğünden onun için nefret ediyor.
Türklüğün, Türküm demenin ülke içinde yasaklanır olması bundandır.
Türklüğe sahip çıkmayan Türkler, öyle anlaşılıyor ki, bir vatan sahibi
olmak istemiyorlar.
Elinize bir kuran verilince, toprağınızdan, vatanınızdan vazgeçmeye
hazırsınız.
Peki, Batı ile içerideki hainlerin birlikte sürdürdükleri bu saldırıyı
nasıl def edeceğiz?
Önce sorumlu olacağız.
Bizim ailemiz, çoluk çocuğumuz, bir işimiz olacaksa, içinde birlikte
yaşayacağımız bir vatanımız olmalıdır.
Bu gün dinciliği kullanarak, vatanını elinden alacak olan Batılı, yarın
sana İslamiyet’i de bırakmaz.
Vatanını savunanlara karşı, Batı ile birlik olup, İslamlığı Batının
kullanmasına müsaade edenler, yarın sana camiyi yasak eder.
Bu gün, vatanını savunan Milliyetçilikle uğraşan Batı, yarın İslamiyet ile
uğraşır.(Zaten birçok yerde, İslam-ı terörle eşit yaptı)
Eğer ben bir Amerikan şirketinde, bir Batı şirketinde çalışıyorum, benim
maaşımı zaten Amerikan şirketi veriyor, benim vatana ihtiyacım yok diyorsan…
Bil ki, ileride o işini de kaybedeceksin.
Senin yerine, dışarıdan başka mühendis, başka işçi alacaklar.
Vatan senin değil, Amerikan tekellerinin olduğu için, kendi ülkende sen
artık bir yabancı olacaksın.
Vatanı hak etmeyenlerin, ne işi ne de aşı olur.
Bu toprakları yeniden vatan yapmak isteyen, fedailer hep olacaktır.
Bu fedailer, kendisini yöneten ama vatandan yana olmayan, bu toprakları
gözünü kırpmadan, kendi iktidarları için başkaları ile paylaşmaya hazır hainler
ile hesaplaşacaktır.
Bir ulus böyle durumlarda ya intihar eder, ya da yeniden dirilir.
Ülkenin yeniden dirilmesi için yeterli fedaisi vardır.
Not; Diyarbakır mitinginden sonra, Batı’da yapılan yorumlar; Türkiye’nin
Irak ve Suriye sınırı, zaten uluslar arası kabul edilmiş sınırlar değil, yönündedir.
23.3.2013, bulentesinoglu@gmail.com
.
18 MART TÜM ŞEHİTLERİMİZİ ANMA GÜNÜDÜR!!!
"Milli
benliğini yitirmiş uluslar, başka milletlerin avıdır."
M.K.Atatürk
Değerli
arkadaşlar,
TBMM
tarafından oldukça geçte olsa, 27.06.2002 de kabul edilen, 18 Mart tüm şehitlerimizi anma günü nedeniyle;
1- Osmanlı İmparatorluğunun son 150 yılında, Yüce
Önderimiz Mustafa Kemalin müthiş öngörüsü ve becerisi ile kazanılmış tek zafer
olan Çanakkale de emperyalist güçlere karşı ülkemizi korumak amacıyla
yapılan savaşta,
2- Yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRKE inanan ve güvenen halkımızın yine
emperyalist güçlere ve onun piyonu olan Yunanistan’a karşı, yine ülkemizi
korumak ve Türkiye Cumhuriyetini Kurmak amacıyla verilen kurtulus savaşında,
3- Sadece ABD ye yaranmak ve NATO’ya girmek amacıyla ve de ülkemizin
ulusal çıkarları ile hiçbir ilgisi olmayan Kore’de yapılan savaşta,
4- Yapılan uluslararası antlaşmalarla, garantör ülkemizin ulusal çıkarlarını gözetmek
ve soydaşlarımızın canlarını korumak ve de onları Rum mezaliminden kurtarmak
amacıyla Kıbrıs’ta yapılan savaşta,
5- Güzel ülkemizin bölünmesi amacıyla yine AB-D emperyalizminin organize ettiği
dış güçlerce desteklenen ve yönlendirilen PKK ile yapılan mücadele sırasında,
canlarını seve seve veren, gözü pek ve kalbi ülke sevgisi ile dolu
yurtseverlerimizi rahmet ve minnetle anarken, bu savaşlarda yaralanarak bizlere
ulus sevgisi için canlı örnek teşkil eden gazilerimizi de unutmayalım.
Değerli
arkadaşlar,
Osmanlı
padişahının aynı zamanda halife olması yüzünden ilan edeceği cihat ile
İngilizlere karşı tüm Müslümanları ayaklandıracağını sanan Almanların ve yerli
işbirlikçilerinin büyük ayak oyunları ile birinci dünya savaşına katıldık. Öyle ki Osmanlı padişahı, kendi ordusunun yönetimini bile
Almanların emrine verdi.
Ne
yazık ki emperyalist istila ve işgale karşı Çanakkale mücadelesi veren Osmanlı
ordusu, Alman komutanların yönetiminde gereğinden fazla zayiat vermiştir. Çünkü
Alman komutanlar askeri strateji olarak Avrupadaki İngiliz-Fransız
askerlerinin, Almanların karşısından çekilip, Çanakkaleye gönderilmelerini
istiyorlardı. Özellikle Yüce Önderimiz Mustafa Kemali,
yapılacak çıkarma konusunda dinlemeyen ve küçümseyen Çanakkale Orduları Genel
komutanı Mareşal Liman Von Sanders yüzünden binlerce vatan evladını kaybettik.
Burada
yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ve tüm silah arkadaşlarını saygı ve sevgi
ile anmak isterim. Çünkü onların sayesinde
kazandığımız zafer aynı zamanda Rusyadaki Romanofların çarlık yönetimine
yardıma gitmek isteyen İngiliz ve Fransız donanmasını da engellemiştir.
Böylece Rusyada halk devrimin gerçekleşmesini sağlamış ve dünya tarihine yön
vermiştir.
Değerli
arkadaşlar,
Çanakkale
harbini bana büyükbabam anlatırdı. Büyük babam da kardeşi Hüseyin ile birlikte
Çanakkale’de savaşmış. Büyük babam topçu olarak görev yapmış ve kulakları
oldukça ağır işitiyordu. Kardeşi ise piyade olarak savaşa girmiş ve şehit
olmuş. Ne yazık ki Sivas-Zara doğumlu olan Hüseyin dedemin belgelerine bir
türlü ulaşamadım. Çünkü Zara nüfus idaresi yanmış. Düşünün
lütfen, bir kişi bu güzel ülkenin özgürlüğü için çekinmeden hayatını veriyor ve
bu olaydan kimsenin haberi yok.
Zannediyorum
Hüseyin dedem gibi güzel ülkemizin bağımsızlığı uğruna şehit olmuş binlerce
vatan evladının da belgesi yoktur. Onların sayesinde bu günleri
yaşayabiliyoruz.
98. yılını yaşadığımız Çanakkale zaferinde ve tüm savaşlarda
kaybettiğimiz şehitlerimizi ve gazilerimizi bu gün bir kez daha anımsayalım.
Lütfen onlara gereken saygı ve sevgiyi esirgemeyelim. Işıklar içinde yatsınlar.
Sevgi
ve saygılarımla (18.03.2013)
Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
MUSTAFA KEMAL'İN ÇOCUKLARININ MESAJIDIR:
Bugün, Atamızla aynı iman ve katiyetle söylüyoruz ki,
Milli ülküye, herşeye rağmen tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milleti 'nin (ne mutlu Türküm diyenin) büyük millet olduğunu, bütün medeni alem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.
Asla süphemiz yoktur ki, hızla inkişaf etmekte olan Türklüğün unutulmus büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, yarının yüksek medeniyet ufkundan yeni bir günes gibi doğacaktır!
Ne mutlu Türküm diyene!.
Bugün, Atamızla aynı iman ve katiyetle söylüyoruz ki,
Milli ülküye, herşeye rağmen tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milleti 'nin (ne mutlu Türküm diyenin) büyük millet olduğunu, bütün medeni alem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.
Asla süphemiz yoktur ki, hızla inkişaf etmekte olan Türklüğün unutulmus büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, yarının yüksek medeniyet ufkundan yeni bir günes gibi doğacaktır!
Ne mutlu Türküm diyene!.
Bunları Biliyor muydunuz?
Bunları Biliyor muydunuz?
* 1-Che Guevara, 1967 yılında Bolivya’da yakalanıp öldürüldüğünde sırt çantasından; “Atatürk’ün... Büyük NUTKU’nun” çıktığını...”
* 2- Fidel Castro nun:12 Mayıs 1961 tarihinde Havana'da görevli genç Türkiye diplomatı Bilal Şimşir'den ABD NİN BİLGİSİ OLMAMASI şartıyla "Atatürk'ün Büyük Nutuk Kitabını" istediğini... Ve: "Devrimci M.Kemal ATATÜRK varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar?" dediğini,
* 3- 1935'teki Uzun Yürüyüş öncesinde Şankay Meydanı'nda toplanan binlerce Çinliye seslenen Mao'nun ilk sözlerinin : "Ben, Çin'in Atatürk'üyüm. ."olduğunu,
* 4- Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,
*5- 1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini,
* 6- 1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;"Allah bir ülkeye yardım etmek isterse, onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini,
* 7- 2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldırılmasının istendiğini ...
* 1-Che Guevara, 1967 yılında Bolivya’da yakalanıp öldürüldüğünde sırt çantasından; “Atatürk’ün... Büyük NUTKU’nun” çıktığını...”
* 2- Fidel Castro nun:12 Mayıs 1961 tarihinde Havana'da görevli genç Türkiye diplomatı Bilal Şimşir'den ABD NİN BİLGİSİ OLMAMASI şartıyla "Atatürk'ün Büyük Nutuk Kitabını" istediğini... Ve: "Devrimci M.Kemal ATATÜRK varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar?" dediğini,
* 3- 1935'teki Uzun Yürüyüş öncesinde Şankay Meydanı'nda toplanan binlerce Çinliye seslenen Mao'nun ilk sözlerinin : "Ben, Çin'in Atatürk'üyüm. ."olduğunu,
* 4- Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,
*5- 1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini,
* 6- 1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;"Allah bir ülkeye yardım etmek isterse, onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini,
* 7- 2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldırılmasının istendiğini ...