CUMHURIYET AHLAK ÜSTÜNLÜĞÜNE DAYANAN BİR ÜLKÜDÜR, CUMHURİYET ERDEMDİR
Kurtuluş Savaşı Kahramanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kurtuluş Savaşı Kahramanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

NE BİLSİN ŞERİFE BACI

NE BİLSİN ŞERİFE BACI

16 Yaşında evlenmişti Şerife.
Düğününün üzerinden 2 ay geçti, savaş başladı. Kocasını askere aldılar. 6 ay sonra şehit düştü kocası... Kimsesiz Şerife’yi genç yaşta yalnız kalmasın diye köyün yaşlıları , bir savaş gazisi ile evlendirdiler. Topal Yusuf ile evlenen Şerife’nin 3 yıl sonra Elif adında bir kızı oldu.
...
Akşam üstüydü, tellâl bağıra bağıra Satı köyünün sokaklarını dolanıyordu;
“Duyduk duymadık demeyin! Cuma günü her haneden bir kağnı İnebolu’ya yük taşımak üzere hareket edecek!
Ertesi gün muhtar köy ahalisini bilgilendirdi.80 tane kağnı yarın sabah yüklenecek ve yola çıkacak!
Akşam köy bekçisi evleri dolaşmaya başladı. Ne vakit ve nasıl yola çıkılacağı hakkında bilgi verdi.
Sabah ezanı ile kağnılar yüklenmeye başladı.
...
Şerife bebesini bırakacak kimse bulamadı. İki öküzü ile kızı Elif’i aldı. Kağnısını yükletti top mermileri ile...
Kışın soğuğu, ayazı, karı vardı yolda onlara eşlik eden. Açlık vardı. Sessizlik vardı. Korku, korkunun yanında umut vardı. Cephane ve mühimmat Anadolu’ya İnebolu üzerinden ulaşmaktaydı. Atatürk şöyle demiştir zira;
“ Gözüm cephede, kulağım İnebolu’dadır”
Yavaş yavaş yola koyuldular. Öküzlerden biri düştü.
“Kurbanın olayım kara tosun beni perişan etme!
Hadi yürü , ne olur!” dedi Şerife.
Elif bir yandan ağlıyordu, anasının sardığı yorganın altında, top mermilerinin arasında. Hem üşümüş hem acıkmıştı.
Şerife ise öküzün yerine kendini sürdü kağnıya. Dönüp emziremedi bile yavrusunu.
Onunla bir yola çıkan köylüler uzaklaştılar... Yol her geçen saat daha ıssız hale gelmeye başlamıştı. Yetişmesi imkânsızdı artık Şerife’nin...
Gece hava kararmış, ayaza çalmış, tipi daha da hızlanmıştı. Top mermileri ıslanmaya başladı. Kendi üzerinde sadece hırkası vardı. Bir de bebeğini sardığı yün yorgan...
Yorganı ıslanmasın diye mermilerin üzerine serdi... Bebeğini de hırkasına sardı... Üstüne yattı bebeğinin. Soğuk yavrusuna ulaşmasın diye... Derin bir uyku bastı... Yavaş yavaş ağırlaştı gözleri. Hiç uyanmamak üzere uyudu kağnısının üzerinde. Yavrusunun kokusunda. Mermilerin arasında.
...
Gün ağarırken buldular kağnıyı. Mermilerin üzerinde taş gibi olmuştu Şerife Bacı.
Birden bir bebek sesi geldi, mermilerin arasından. Elif ağlıyordu...
Mermiler kuruydu...
....
Şehit Şerif’e Bacı; 21 yaşında kundakta bebeği ile cepheye mermi taşıyan ve yavrusu yerine toprağını vatanını düşünen bir Türk kadını idi.
....
Şerife bacı bilmiyordu, canı pahasına kurtardığı vatanın bu hale geleceğini.
Ne bilsin 21 yaşında şehit düşen Şerife bacı bir gün Zafer Bayramı’nın sesiz sedasız kutlanacağını.
Haberi yok ki gencecik eşini şehit veren Şerife ‘nin andımızın bile okutulmayacağını.
Ah ne bilsin öksüz, yetim evladını bırakan Şerife bacı Türkiye Cumhuriyetinin yazılması için bile mücadele vereceğimizi...
Ne bilsin Şerife Bacı, Atasına yoldaş olup can verdiği vatanda milli değerlerimizin tartışılacağını...

Ruhları şad, mekanları cennet olsun.





"KARA FATMA" KİMDİR?


Değildir kahraman yalnız er kişi, 
Bir aslan aslandır olsa da dişi..” 
(Ziya Gökalp)

Kurtuluş Savaşımızın Kara Fatma lakaplı kahraman Türk Kadın Savaşçısı Üsteğmen Fatma Seher Erden'i ölüm yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyorum ruhu şad mekanı Cennet olsun...

"KARA FATMA" KİMDİR?

1888’de Erzurum'da dünyaya gelen Fatma Seher, Balkan Harbi yıllarında asker olan eşiyle Edirne'ye yerleşir. Sarıkamış'a gönderilen eşiyle bu defa Doğu Cephesi'nde çeşitli görevler üstlenir. Eşinin şehit düşmesinden sonra Fatma Seher'in savaş sahnesine çıktığı görülür. Akrabalarından oluşan bir müfreze oluşturur.

Fatma Seher Hanım 700 Kuvvacı’ya milis komutanlığı yapmış ve kendisine İstiklâl Madalyası verilmişti."Mustafa Kemal’in huzuruna çıkabilmek için muhtelif kıyafetlere girerek üç günlük bir mücadeleden sonra devamlı bir takibin neticesi olarak, Sivas’ta öğle yemeğine davetli bulunduğu bir yere giderken yolda yakaladım. Üzerimde çarşaf vardı ve yüzüm de peçe ile kapalıydı..Kendisiyle bir mesele hakkında görüşmek istediğimi söyleyince ilk defa sert bir lisan kullanarak ‘ne görüşeceksin’ dedi.

Kalbimdeki vatan aşkı, bu sert muameleye üstün geldi. Derhal peçemi kaldırdım ve ‘İstanbul’dan buraya kadar sizinle görüşmek için http://geldim.ve maruzatımı bir dakika için dinlemenizi ısrarla rica ediyorum’ dedim. Sonra, pek yakınımızda bulunan küçük bir lokantaya beni kabul ettiler."

Mustafa Kemal kendisine adını, silah kullanmayı, ata binmeyi bilip bilmediğini sordu.Aldığı cevaplardan duyduğu memnuniyeti, "Bütün kadınlar senin gibi olsa idi Kara Fatma" sözleriyle ifade etti. Fatma Seher, işte bu olaydan sonra “Kara Fatma” olarak anılmaya başlandı.

Kurtuluş Savaşı’nın büyük kahramanı Kara Fatma, İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.Bu madalya, kendisi için yeterliydi. Öyle ki, savaşın ardından kendisine bağlanan üsteğmenlik maaşını kabul etmedi. “Ben para için savaşmadım. Vatanım için savaştım” diyerek maaşını Kızılay’a bağışladı.

Fatma Seher, Sivas Kongresi sırasında Mustafa Kemal Paşa ile görüşerek savaşa katılmak için izin ister. "Kara" lakabını da ve üsteğmen rütbesini de Mustafa Kemal'den alan Fatma Seher, aşçılık, hasta bakıcılık, hemşirelik gibi pek çok görevin yanında İstiklal Harbi'nde 700 kişilik birliği komuta eder.

Savaşın sona ermesinden sonra İstanbul'a yerleşen Fatma Seher, devletin kendisine bağladığı maaşın tek bir kuruşuna bile dokunmadan Kızılay'a bağışlar. Fatma Seher, 2 Temmuz 1955'te 67 yaşında İstanbul Darülaceze'de hayatını kaybetti.  Kasımpaşa’daki Kulaksız mezarlığına defnedildi.

Ruhu şad mekanı Cennet olsun Kahraman Türk Anamızın...

Kaynak : Türkolog Fatih Mehmet Yiğit 








MUSTAFA KEMAL'İN ÇOCUKLARININ MESAJIDIR:

Bugün, Atamızla aynı iman ve katiyetle söylüyoruz ki,

Milli ülküye, herşeye rağmen tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milleti 'nin (ne mutlu Türküm diyenin) büyük millet olduğunu, bütün medeni alem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.

Asla süphemiz yoktur ki, hızla inkişaf etmekte olan Türklüğün unutulmus büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, yarının yüksek medeniyet ufkundan yeni bir günes gibi doğacaktır!

Ne mutlu Türküm diyene!.





Bunları Biliyor muydunuz?

Bunları Biliyor muydunuz?

* 1-Che Guevara, 1967 yılında Bolivya’da yakalanıp öldürüldüğünde sırt çantasından; “Atatürk’ün... Büyük NUTKU’nun” çıktığını...”

* 2- Fidel Castro nun:12 Mayıs 1961 tarihinde Havana'da görevli genç Türkiye diplomatı Bilal Şimşir'den ABD NİN BİLGİSİ OLMAMASI şartıyla "Atatürk'ün Büyük Nutuk Kitabını" istediğini... Ve: "Devrimci M.Kemal ATATÜRK varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar?" dediğini,

* 3- 1935'teki Uzun Yürüyüş öncesinde Şankay Meydanı'nda toplanan binlerce Çinliye seslenen Mao'nun ilk sözlerinin : "Ben, Çin'in Atatürk'üyüm. ."olduğunu,

* 4- Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,

*5- 1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini,

* 6- 1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;"Allah bir ülkeye yardım etmek isterse, onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini,

* 7- 2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldırılmasının istendiğini ...