CUMHURIYET AHLAK ÜSTÜNLÜĞÜNE DAYANAN BİR ÜLKÜDÜR, CUMHURİYET ERDEMDİR

Helal gıdayı Kur'an’a neden sormuyorsunuz ?


Yaşar Nuri Öztürk
Din üzerinden çıkar sağlamanın en acımasız oyunlarından biri de yıllardır gündemde olan ve son günlerde yeniden hararetlenen ‘helal gıda aldatmacasıdır. İç içe yalanlar, iç içe istismarlar, iç içe iftiralarla dolu bir tezgâhtır bu. Allah ile aldatmanın en yaman eylemlerinden biridir.

Bir yandan ‘Devletin depolarındaki yüzbinlerce ton GDO’lu buğdayın ekmek yapılmak üzere hazırlandığı* manşetlere çıkıyor (11 Ağustos 2012 Yurt Gazetesi), öte yandan ‘helal gıda' sertifika ve patent çalışmalarına ilişkin haberler arzı endam ediyor. GDO’lu buğdayları halka yedirenler ‘helal gıda* patentlerini ne için verir acaba? Bu halk bugüne kadar ‘haram gıda’ mı yiyordu. Yiyordu da, halkı haram gıda yemekten bunlar mı kurtaracak? Onlarca Mâûn ihlali sırtlarında irinli bir kambur gibi duran bunlar...

Kitleler aldatılıyor. Hiç değilse bu münasebetle birileri de çıkıp Kur’an’ın ‘helal gıda* anlayışından söz etsin! O da yok. Kur'ansal gerçeklerin üstü namertçe örtülüyor ve İslam, gözümüzün içine baka baka. Allah'a ve dine iftira tezgâhlarıyla hayasızca kirletiliyor.

‘Helal gıda aldatmacasının mahiyetini ben, ‘Allah ile Aldatmak’ kitabımda ayrıntıladım. Burada küçük bir özet vereceğim.

Bu çıkar tezgâhı ilkin Avrupa'da yaşayan Müslümanları aldatmak için işletildi. Deniz Feneri, Yimpaş, Kombassan dinci soygunlarından çok önce... İslam fıkhına yalan söyleterek “Yahudi ve Hıristiyanların kestikleri etler yenmez" sloganıyla Müslümanları aldatıp hijyen kurallarına uymadan kesilmiş kaçak etleri “İslâmî kurallara göre kesilmiş" veya ‘helal gıda* teranesiyle hem de daha yüksek rakamlarla sattılar.

19901ı yılların birinde Türk Başkonsolosluğu nun davetiyle konferans için Hamburg'a gitmiştim. Havalimanından aldılar. Akşam yemeğini başkonsolosluk konutunda yiyecektik. İçeri girdik: başkonsolos çok öfkeli ve üzgündü. Sebebi ben sormadan o anlattı: “Hocam, din istismarı, düşünebileceğiniz boyutları aştı, artık tam bir çeteciliğe.

tam bir dehşete dönüştü. Adamlar. Almanların sattıkları etlerin kullanım tarihi geçmişlerini toplamış, üzerlerine ‘helal gıda' damgası vurup Almanın sattığı fiyatın bir buçuk katına bizim yurttaşlara satmışlar. Yiyenlerin bir kısmı zehirlenmiş. İçlerinde ağır vakalar var. Durum bize intikal ettirildi. Ben biraz önce hastaneden geldim. Bu nasıl iştir hocam, böyle din mi olur, böyle Müslümanlık mı olur. Almanlar bu olup bitenleri izliyor. Bu adamlar bize ve dinimize neden saygı duysun?”

İşte size, helal gıda tezgâhından bir kesit. Eşeleyin, hemen hepsinde buna benzer çıkar oyunları göreceksiniz. Dillerine doladıkları temel üçkâğıt şu: “İslâmî kurallara göre kesilmiş et...”

“İslâmî kurallara göre kesilmiş” ne demek? Böyle bir kıstas mı var? Müşriklerin kestikleri etler yenmez, Ehlikitap denen Yahudi ve Hıristiyanların kestikleri yenir. Buna ilave edilecek bir tek kural var: Kesimin hijyenik olması. Başka bir kural yok. Bir mezhebin fetvasıyla değil, bütün mezheplerin ittifakıyla, Ehlikitap diye anılan Yahudi ve Hıristiyanların kestikleri etler, hiçbir kayıt ve şart aranmaksızın helaldir: yenir. Yeter ki kesilen hayvan, eti helal bir hayvan olsun. Bu gerçek halktan saklanarak ‘helal gıda' veya ‘İslâmî usulle kesim' rantçılarına vurgun imkânı hazırlanmaktadır.

Allah ile aldatmanın muhteris vurguncuları, ‘helal* kavramını birtakım uydurma yollarla belirlerken başkalarının hakkına tecavüzün bir haramlaşma sebebi olduğuna asla değinmezler. Onların aldatmalarına maruz kalan halk da bu gerçeği onlara asla hatırlatmaz. Onlar soymaya, halk da soyulmaya devam eder.

MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ YENMEZ İSE...

Meseleyi Kur'an verileri açısından iyice tahlil ederseniz şu dehşet verici manzarayla karşılaşırsınız: Kestikleri yenmeyecek olanların başında bu ‘helal gıda* kalpazanları gelmektedir. Çünkü bunlar dine yalan söylettikleri, yani Allah'a iftira ettikleri ve riyakârlık yaparak halkı aldattıkları için Mâûn suresinin beyanlarına göre ‘hükmen müşrik’ durumundadır. Ve müşriklerin kestikleri etlerin yenmeyeceğinde en küçük bir tartışma yoktur. Ayrıca Kur'an, müşrikleri ‘bizatihi pislik: neces' olarak nitelemektedir. (Tevbe suresi, 28) Pisliğin helal gıda üretmesi nasıl düşünülebilir?! Meseleye Kur'an açısından bakanlar, bu ‘helal gıda* aldatmacılarının. esasında ‘haram gıda* sektörü yarattıklarını anlamakta gecikmezler.

Yaptıkları iş, açık bir Mâûn suresi ihlalidir.

Mâûn suresi ihlalleri, bu ihlali yapanları hem müşrik damgasıyla damgalar hem de ‘haram yiyici’ damgasıyla. Hal böyle iken bunlar ‘helal gıda'dan nasıl söz edebilirler?!

htt|):www.yıııtgazetesi.coııı.trgundemlıelal-gi(layi-Kıırana-neden-sorımıyorsunuz-h169

55.html

Hiç yorum yok:

MUSTAFA KEMAL'İN ÇOCUKLARININ MESAJIDIR:

Bugün, Atamızla aynı iman ve katiyetle söylüyoruz ki,

Milli ülküye, herşeye rağmen tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milleti 'nin (ne mutlu Türküm diyenin) büyük millet olduğunu, bütün medeni alem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.

Asla süphemiz yoktur ki, hızla inkişaf etmekte olan Türklüğün unutulmus büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, yarının yüksek medeniyet ufkundan yeni bir günes gibi doğacaktır!

Ne mutlu Türküm diyene!.





Bunları Biliyor muydunuz?

Bunları Biliyor muydunuz?

* 1-Che Guevara, 1967 yılında Bolivya’da yakalanıp öldürüldüğünde sırt çantasından; “Atatürk’ün... Büyük NUTKU’nun” çıktığını...”

* 2- Fidel Castro nun:12 Mayıs 1961 tarihinde Havana'da görevli genç Türkiye diplomatı Bilal Şimşir'den ABD NİN BİLGİSİ OLMAMASI şartıyla "Atatürk'ün Büyük Nutuk Kitabını" istediğini... Ve: "Devrimci M.Kemal ATATÜRK varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar?" dediğini,

* 3- 1935'teki Uzun Yürüyüş öncesinde Şankay Meydanı'nda toplanan binlerce Çinliye seslenen Mao'nun ilk sözlerinin : "Ben, Çin'in Atatürk'üyüm. ."olduğunu,

* 4- Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,

*5- 1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini,

* 6- 1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;"Allah bir ülkeye yardım etmek isterse, onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini,

* 7- 2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldırılmasının istendiğini ...